sadevedogaladonusum tarafından yazılmış tüm yazılar

KURU GIDALAR NASIL SAKLANIR?

Dünyada milyonlarca insan açlıkla savaşırken tonlarca gıda da çöpe gidiyor. Çöpe giden her gıda için kaynak ve su harcanıyor. Gıda israfının birçok sebebi olmakla birlikte en önemli sebeplerinden biri de gıdayı doğru şekilde saklamamak.

Yaz aylarında havaların ısınması ile birlikte tahıl, bakliyat gibi kuru gıdalarda da bozulmalar olabiliyor.

Kuru gıdaları saklamak için birçok yöntem mevcut olup size uygun yöntemleri uygulayarak gıda israfının önüne geçebilirsiniz.

Kuru gıdalarınızı doğrudan güneş ışığı almayan, serin, karanlık ve havadar yerlerde saklayın. Mutfakta yemek pişerken ortamda oluşan nem nedeniyle mutfakta sağlamak kuru gıdaların kolayca bozulmasına sebep olabilir.

+4 derece olması nedeniyle buzdolabında saklamanız halinde kuru gıdalarınızda bozulmalar olmayacaktır. Ancak yer sıkıntısı yaşayabileceğiniz için tüm kuru gıdaları buzdolabında saklamak pek mümkün olmayabilir.

Bakliyat ve tahılların saklanması için cam kavanoz veya bez torbaları tercih edin. Nem oluşması kolay olduğundan kesinlikle naylon poşetler içerisinde saklamayın. Cam kavanozlarda içerisini görmek ve kontrol etmek daha kolay olduğundan, bez torbalar ise hava sirkülasyonu sağladığı için bakliyatları saklamak konusunda iyi bir seçimdir. Bakliyatları sakladığınız kavanoz veya bez torbanın üzerine son kullanma tarihini belirten etiket de yapıştırabilirsiniz.

Yaz ayları yaklaşırken bakliyatları ihtiyacınız dahilinde almak ve stok yapmamak en önemli kuralınız olmalı. Elinizde bulunan ürünler bitmeden yeni bir ürün aldığınız da eski ile yeniyi birbirine karıştırmayın ve eski olan ürünü öncelikli tüketin.

Uygun saklama koşulları sağlayamıyorsanız fazla olan bakliyatınızı derin dondurucuda saklayabilirsiniz. Bakliyatları haşlayarak dondurucuda saklayabileceğiniz gibi, haşlamadan dondurucuda saklayıp çıkardıktan sonra suda bekleterek haşlayabilirsiniz.

Neme karşı hassas olan pirinç ve bulgur gibi ürünlere tuz ekleyerek nemlenme ve böceklenmeye engel olabilirsiniz. Bir kilo için bir yemek kaşığı tuz yeterli olacaktır. Pirinç veya bulgur ile tuzu karıştırarak kavanozda veya bez torbalarda saklayabilirsiniz. Öncelikli tercih kaya tuzu olmakla birlikte sofra tuzu da kullanabilirsiniz.

Bir diğer yöntem de fasülye, nohut, mercimek ve buğday gibi bakliyatların bulunduğu kavanoz veya bez torbaların içerisine birkaç tane kurutulmuş defne yaprağı veya kabuğu soyulmamış sarımsak eklemek. Defne yaprağının kurutulmuş olmasına dikkat edin.

Yaz aylarında bakliyat satın alırken dikkatli olun. Satış noktalarında uygun koşullarda saklanmayan gıdalarda böceklenme sorunu oluşabilir. Market veya aktarlardan bakliyat veya tahıl alırken ambalajlar genellikle şeffaf olduğundan içlerini kontrol ederek alın. Eve geldiğinizde aldığınız ürünü tepsiye dökerek kontrol edin.

Bakliyatlarınızın bulunduğu dolap veya çekmecelerde gözle görülemeyecek böcek yumurtaları olabilir. Kuru gıdalarınızın bulunduğu dolap veya raflarınızı temizlemek için düzenli olarak süpürge ile çekip, sirkeli su ile silin.

2.EL SATIŞ HAKKINDA BİLMENİZ GEREKEN İPUÇLARI!

Kullanmadığınız eşyaları satmaya karar verdiğinizde ürünlerinizi uygulamaya yüklerken ve sonrasında dikkat etmeniz gereken birçok konu var.

Araştırmalarımın ve yaklaşık bir yıldır oluşan kendi tecrübelerimi sizler için derledim.

  • FOTOĞRAF ÇEKİMİ; Arka planın düz ve açık renk olmasına dikkat edin. Açık renk eşyalarda ise yine düz ve koyu renk zemin tercih edebilirsiniz. Ürünlerin fotoğraflarını aynı zeminde çekmeniz dolabınızda düzenli bir görünüm sağlayacaktır. Fotoğrafların gün ışığında olması da ürünlerin gerçek rengini yansıtması açısından önemli. Ürünlerin temiz ve ütülü olmasına dikkat edin. Üründe kusur var ise anlaşılır ve görünür şekilde fotoğrafını çekin. Yeni ürün ve etiketli ise mutlaka etiketi görünecek şekilde fotoğraflayın. En önemli noktalardan birisi de fotoğrafların net olması.
  • AÇIKLAMA; Ürünün ne kadar süre kullanıldığı var ise kusurun detaylı şekilde açıklaması mutlaka yazılmalı. Alıcıların sorabileceği soruları azaltmak ve daha hızlı satılmasını sağlamak için ürünün ölçüleri de açıklamada mutlaka olmalı. Kıyafet satışında en, boy, kol uzunluğu gibi ölçüler belirtilmeli. Yine açıklama kısmında etiketlemeyi unutmayın. Örneğin #uzunelbise #çiçeklielbise vb.
  • FİYATLAMA: Satışını yapmak istediğiniz ürünün güncel fiyatlarını ve 2.el fiyatlarını araştırın. Ürününüzün kullanılmış ürün olduğunu unutmayın ve fiyatı buna göre belirleyin. Pazarlık payı bırakın ve gelen teklifleri (ürününüzün teklifli satışa açık olması gerekmekte) mutlaka değerlendirin.
  • KARGOLAMA; Satın alınan ürünü kargo süresi içerisinde kargoya verin. Geciken kargolar satıcı puanınızı olumsuz etkileyecektir. Paketleme yaparken özenli davranın. Kırılacak eşyalarda mutlaka çok iyi paketleme yapın. Kırılacak ürünü tek tek kartonlara veya patpatlara (atıksız olması için tercihen kartonlara) sarın. Birden fazla ürün varsa tek tek sardıktan sonra aralarına ve etrafına karton parçaları koyarak destekleyin.
  • ALICI MEMNUNİYETİ; Alıcının memnun kalması, dolabınızı takip etmesi ve tekrar ürün alması için önemli. Ürünlerin üzerine ekleyeceğiniz bir not veya küçük bir hediye karşı tarafı mutlu edecektir.
  • İLETİŞİM; Gelen sorulara kısa sürede cevap vermek alıcıda ürününüzü almak yönünde olumlu izlenim oluşturacağından önem taşımakta.
  • HIZLI SATIŞ İÇİN: Düzenli ürün yüklemeniz ürünlerinizin ön plana çıkması için önem taşımakta. Birkaç ürün yükleyip aylarca ürün yüklemezseniz sistem sizi ön plana çıkarmadığından mutlaka belirli aralıklarla ürün yükleyin. Her gün ürünlerinizi öne çıkarmayı unutmayın. Kampanyalara katılın. Ürün fiyatlarınızda arada bir güncelleme yapabilirsiniz. Ürününüzü beğenen kişilere özel teklif göndererek satışınızı arttırabilirsiniz. Günün indirimli dolabı olabilir, ikinci ürünü alanlara indirim tanımlayabilirsiniz.

2.el satış nasıl yapılır?

2.El Satış Nasıl Yapılır?

Bedeni olmayan kıyafetler, artık işimize yaramayan ev eşyaları, dekorasyon objeleri, kitaplar ve daha birçok eşyayı hem evden çıkartıp hem de para kazanmak ister misiniz?

Cevabınız evet ise ikinci el satış uygulamalarını kullanmaya başlamanın zamanı geldi demektir.

Daha önce hiç ikinci el ürün satmadıysanız ve nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız bu yazıda tüm detayları bulabilirsiniz.

Yemek masası, beyaz eşya, halı, televizyon gibi büyük parçalı eşyaları kargo ile göndermek sorun olduğundan bulunduğunuz il içerisinde satış yapabileceğiniz ve alıcıların kapınızdan gelip alabileceği Letgo gibi uygulamaları tercih edebilirsiniz.

Giysi, aksesuar ve ev eşyaları gibi küçük parçalı ürünleri satmak için ise; Dolap, Gardrops, Modacruz, Tutumluanne gibi uygulamaları kullanabilirsiniz.

Ürünlerinizin satışı için birden fazla uygulamayı da kullanabilirsiniz ancak birden fazla uygulama kullandığınızda konsantrasyonunuzun dağılması, bir uygulamadan satılan ürünü diğer uygulamadan silmeyi unutmak gibi dezavantajlar da mevcut.

Ben Gardrops ve Dolap uygulamalarını kullanıyorum. Ancak dolap uygulaması bana daha pratik geldiğinden ve daha hızlı satış yapabildiğim için dolap uygulamasını daha aktif kullanıyorum.

Peki sistem nasıl işliyor?

Aslında sistem 2.el satış uygulamalarında genel olarak aynı olmakla beraber kargo ücreti ve komisyon oranlarında değişiklikler oluyor.

@Dolap uygulamasının işleyiş şeklini aşağıda detaylı olarak açıkladım.

  • Uygulamayı telefonunuza veya bilgisayarınıza indirin.
  • Uygulamada öncelikle bir kullanıcı oluşturuyorsunuz.
  • Satıcı taraf ürünün fotoğrafını çekerek uygulamaya yüklüyor.
  • Alıcı ürünü satın aldığında para @dolap tarafından tahsil ediliyor.
  • Uygulamada satılan her ürün için bir kargo kod numarası oluşuyor.
  • Ürünü kargoya teslim ederken bu kod numarası ile veriyor ve kargoya herhangi bir ücret ödemiyorsunuz.
  • Ürün karşı tarafa ulaştığında alıcı siparişi onaylıyor.
  • Uygulama, komisyon tutarını düştükten sonra kalan tutarı dolap hesabınıza aktarıyor.
  • Dolap hesabınızda biriken tutarı istediğiniz zaman kendi banka hesabınıza gönderebiliyorsunuz.

Dolap uygulaması 8,99 TL kargo ücreti alıyor. Ürünü sisteme yüklerken kargo ücretini satıcı mı yoksa alıcı mı ödeyecek belirtiyorsunuz. Eğer kargo ücreti satıcı olarak size ait ise alıcı siparişi onayladığında kargo tutarı düşülen tutar dolap hesabınıza aktarılıyor.

Dolap uygulaması ayrıca sattığınız ürün toplamının %10’unu komisyon olarak satıcıdan tahsil ediyor.

Örneğin ;100 TL lik bir ürün sattınız ve kargo ödemesi size ait ise, 10 TL komisyon ve 8,99 TL kargo ücreti düşüldükten sonra 81,01 TL dolap hesabınıza aktarılıyor.

Saksıda maydanoz nasıl yetiştirilir?

Mutfaklarımızdan eksik olmayan maydanoz A, C, K vitaminleri dışında folat, demir ve kalsiyum içerir. Dolmalardan, salatalara, çayından suyuna kadar en çok kullandığımız bitkilerden maydanozu evde kendiniz de yetiştirebilirsiniz.

Maydanoz tohumları çimlenme aşamasında ılık bir ortama ihtiyaç duyduğundan Mart ayından itibaren Kasım ayına kadar dikilebilir.

Maydanoz köklerinin rahat gelişebilmesi için geçirgen ve yumuşak toprağa ihtiyacı vardır. Bunun için bahçe toprağı ve torfu bire bir oranda karıştırmanız yeterli olur. Elinizde mevcut ise perlit, solucan gübresi, yanmış hayvan gübresi vs. gibi eklemeler de yapılabilir. Hazırladığınız toprağı kullanacağınız saksıya üzerinde üç dört parmak boşluk kalacak şekilde doldurun. Köklerin rahatça aşağı inebilmesi için toprağın üzerine bastırmayın. Tohumları serpmeden önce spreyle toprağı nemlendirin.

Tohumları aralarında en az 1-2 cm boşluk kalacak şekilde toprağa serpin.

Tohumların üzerini derinde kalmayacakları şekilde toprakla kapatın. Tohumların üzerine attığınız toprak tohumların boyutu kadar yada en fazla iki katı kadar olmalıdır. Yani tohumunuz 5 mm boyutunda ise üzerinde ki toprak da 5 mm en fazla 10 mm olmalıdır. Tohumlar çok derinde kalırsa çimlense bile toprağın üzerine çıkamayabilir.

Toprağı sprey şişe yardımıyla sulayın ve elinizle çok hafif şekilde toprağa bastırın. Sprey şişeniz yok ise bir pet şişe içerisine su doldurup kapağına delikler açarak tohumları yerinden oynatmayacak şekilde toprağı sulayabilirsiniz. Saksılarınızın altında suyu tahliye etmek için bulunan deliklerin açık olması gerekiyor.

Havanın hala tam ısınmadığı dönemlerde tohumlarınızın çimlenme süresini kısaltmak için farklı yöntemler deneyebilirsiniz. Bunlardan bir tanesi saksınızı tohumlar çimleninceye kadar ev içerisinde uygun bir yerde konumlandırmak.

Diğer yöntem ise tohumlarınız çimleninceye kadar saksınızın üzerini streç ile kapatıp üzerinde hava delikleri açmak. Bu durumda ısı kaybı oluşmayacağından tohumlarınızın çimlenme süresi daha kısa olacaktır.

Maydanoz tohumlarınız çimleninceye kadar karanlık bir ortamda olmalı ve her gün toprağın nemini kontrol etmelisiniz.

Maydanozlarınız için saksı seçerken kök gelişimini düşünerek derin saksılar tercih etmelisiniz

Bahçe toprağı kullandıysanız içerisinde yabani otlar bulunacağından saksınızda bitkiniz dışında gelişen otları temizlemeyi unutmayın. Aksi taktirde yabani otlar bitkinizin gelişimini yavaşlatabilir.

Tohumlarınızı sabah saatlerinde sulamaya özen gösterin.

Maydanoz tohumlarının çimlenme süresi 2 ile 4 hafta arasında değişebilir. Eğer 4 haftadan uzun bir süre geçti hala çimlenmediyse toprağın küçük bir kısmını karıştırarak tohumlarınızı kontrol edebilirsiniz.

Maydonozlar genellikle 1,5-2 ay gibi bir süre sonunda hasat edilebilecek boyuta ulaşırlar. Maydanozlarınızı hasat ederken kökten 2-3 cm yukarıdan makasla biçerseniz kısa bir süre sonra tekrar sürgün vererek büyümeye devam edecektir.

Mutfaklarımızdan eksik olmayan maydanoz A, C, K vitaminleri dışında folat, demir ve kalsiyum içerir. Dolmalardan, salatalara, çayından suyuna kadar en çok kullandığımız bitkilerden maydanozu evde kendiniz de yetiştirebilirsiniz.

Maydanoz tohumları çimlenme aşamasında ılık bir ortama ihtiyaç duyduğundan Mart ayından itibaren Kasım ayına kadar dikilebilir.

Maydanoz köklerinin rahat gelişebilmesi için geçirgen ve yumuşak toprağa ihtiyacı vardır. Bunun için bahçe toprağı ve torfu bire bir oranda karıştırmanız yeterli olur. Elinizde mevcut ise perlit, solucan gübresi, yanmış hayvan gübresi vs. gibi eklemeler de yapılabilir. Hazırladığınız toprağı kullanacağınız saksıya üzerinde üç dört parmak boşluk kalacak şekilde doldurun. Köklerin rahatça aşağı inebilmesi için toprağın üzerine bastırmayın. Tohumları serpmeden önce spreyle toprağı nemlendirin.

Tohumları aralarında en az 1-2 cm boşluk kalacak şekilde toprağa serpin.

Tohumların üzerini derinde kalmayacakları şekilde toprakla kapatın. Tohumların üzerine attığınız toprak tohumların boyutu kadar yada en fazla iki katı kadar olmalıdır. Yani tohumunuz 5 mm boyutunda ise üzerinde ki toprak da 5 mm en fazla 10 mm olmalıdır. Tohumlar çok derinde kalırsa çimlense bile toprağın üzerine çıkamayabilir.

Toprağı sprey şişe yardımıyla sulayın ve elinizle çok hafif şekilde toprağa bastırın. Sprey şişeniz yok ise bir pet şişe içerisine su doldurup kapağına delikler açarak tohumları yerinden oynatmayacak şekilde toprağı sulayabilirsiniz. Saksılarınızın altında suyu tahliye etmek için bulunan deliklerin açık olması gerekiyor.

Havanın hala tam ısınmadığı dönemlerde tohumlarınızın çimlenme süresini kısaltmak için farklı yöntemler deneyebilirsiniz. Bunlardan bir tanesi saksınızı tohumlar çimleninceye kadar ev içerisinde uygun bir yerde konumlandırmak.

Diğer yöntem ise tohumlarınız çimleninceye kadar saksınızın üzerini streç ile kapatıp üzerinde hava delikleri açmak. Bu durumda ısı kaybı oluşmayacağından tohumlarınızın çimlenme süresi daha kısa olacaktır.

Maydanoz tohumlarınız çimleninceye kadar karanlık bir ortamda olmalı ve her gün toprağın nemini kontrol etmelisiniz.

Maydanozlarınız için saksı seçerken kök gelişimini düşünerek derin saksılar tercih etmelisiniz

Bahçe toprağı kullandıysanız içerisinde yabani otlar bulunacağından saksınızda bitkiniz dışında gelişen otları temizlemeyi unutmayın. Aksi taktirde yabani otlar bitkinizin gelişimini yavaşlatabilir.

Tohumlarınızı sabah saatlerinde sulamaya özen gösterin.

Maydanoz tohumlarının çimlenme süresi 2 ile 4 hafta arasında değişebilir. Eğer 4 haftadan uzun bir süre geçti hala çimlenmediyse toprağın küçük bir kısmını karıştırarak tohumlarınızı kontrol edebilirsiniz.

Maydonozlar genellikle 1,5-2 ay gibi bir süre sonunda hasat edilebilecek boyuta ulaşırlar. Maydanozlarınızı hasat ederken kökten 2-3 cm yukarıdan makasla biçerseniz kısa bir süre sonra tekrar sürgün vererek büyümeye devam edecektir.

Market alışverişine çıkmadan önce yapmanız gereken 3 şey !

Hafta sonunu evlerimizde geçirdiğimiz şu günlerde mutfakta geçirilen süreler de arttığından sık sık markete gider olduk.

Gereksiz alışveriş yapmamak ve israfa yol açmamak için uymanız gereken en temel 3 kural.

Haftalık yemek listesi yapın

Kilerinizde ve dondurucunuzda bulunan gıdaları da göz önünde bulundurarak haftalık yemek listesi oluşturun ve bunu alışkanlık haline getirin. Bu şekilde alışveriş listenizi oluşturmanız daha kolay olacak ve markete sık sık gitmenize de gerek kalmayacak.

Alışveriş listesi oluşturun

Alışveriş listesi yapmak, hem alacaklarınızı unutmanızın hem de ihtiyaç dışında ürün almanızın önüne geçer. Meyve – sebzenin çürümemesi, kuru gıdaların bozulmaması için mutlaka haftalık yemek planınıza uygun alışveriş listesi oluşturun ve listeye sadık kalın.

Markete tok gidin

Markete tok olarak gitmeye çalışın. Aç olduğunuzda özellikle atıştırmalık ve abur cubur reyonunda sonradan pişman olacağınız şeyleri alma ihtimali yüksektir. Paketli abur cuburlar yerine meyve, kuruyemiş ve kuru meyveleri tercih edin.

Sürdürülebilir yaşam ile ilgili 20 kitap önerisi

Her insan iyi bir yaşam sürmek ister. Ancak bunu sadece kendimiz için değil bu gezegen ve gezegende yaşayan tüm canlılar için istemeli ve sürdürülebilir bir hayat yaşamalıyız.

Yeni bir şeyler öğrenirken benim için ilk kaynak genelde kitaplar oluyor. Siz de sürdürülebilir bir yaşama başlamak istiyor veya daha geniş bilgiye sahip olmak istiyorsanız sizler için tam 20 kitap önerisi hazırladım.

Sıfır Atık İçin 101 YolKathryn Kellogg

Ekolojik ayak izimizi küçültmenin ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz, ancak nereden başlayacağımızı bulmak için bir rehbere ihtiyacımız var. Son iki yılda çıkardığı tüm çöplerini cam bir kavanoza sığdırmayı başaran, sıfır atık yaşam biçimi akımının öncülerinden Kathryn Kellogg’un dünyasına girmeye hazır mısınız? Nasıl mı? Pipetlere ve plastik poşetlere “hayır” diyerek; yeniden kullanılabilir su mataralarına ve gübreye dönüşebilen bulaşık süngerlerine “evet” diyerek!
 
Ben, yani tek bir kişi, gerçekten fark yaratabilir miyim?
Azaltmak ve tekrar kullanmak ne anlama geliyor?
Ama ben geri dönüştürüyorum; bu yetmez mi?
Plastik tüketimini reddetmek zor değil mi?
Nasıl kompost yapılır?
Sıfır atık nedir?
 
Sıfır Atık için 101 Yol’da Kellogg, yukarıdaki soruların cevaplarını, tasarruf etmenizi sağlayacak ipuçlarını, ev temizliği ve güzellik ürünleri için son derece kolay Kendin Yap tarifleri ve daha fazlasını okurlarıyla paylaşıyor. Bilinçli tüketim için verdiği tavsiyeleri 101 başlık altında sıralıyor. Sıfır atık yaşam biçimi, alışkanlıkları değiştirmekten, iyi seçimler yapmaktan geçiyor ve bu kitapla Dünya’mızı önemseyerek atıklarınızı azaltmanın en iyi yollarını bulmaksa sizin yaşam biçiminize bağlı. Hepimizin tek yuvası olan gezegenimizi korumak, yaşam kalitenizi artırmak ve sürdürülebilir bir gelecek için bu kitabı elinizden bırakamayacaksınız.

Sürdürülebilir Yaşam Rehberi – Öykü Yaman, Emine Aksoydan

Sürdürülebilirlik, kentleşme ve modern yaşamın getirdiği kolaylıklar karşısında bozulan doğal dengenin yeniden inşasına yönelik bir etkileşim hareketidir. Artan nüfusun taleplerinin karşısında sınırlı varlıkların bilinçli insanları çözüm yolları aramaya itmiş; bu da ekonomik, çevresel dayanağı olan bir sosyal bilimin doğmasını sağlamıştır. Kirlenen hava ve su varlıkları, iklim krizi, gerçek gıdaya ulaşılabilirlik, her bireye eşit eğitim, iş ve sağlık hizmetleri hepsi sürdürülebilirlik kavramının içindedir. Bu yönüyle bozulan dengeyi yeniden onarmak yalnızca bireylerin değil, iş ve eğitim dünyasının ve elbette siyasetçilerin de gündeminde olmak zorundadır. Söz konusu süreç ancak “ekolojik sürdürülebilirlik” ile mümkündür. Ekolojik sürdürülebilirlik gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılama kapasitelerine zarar vermeden bugünün ihtiyaçlarını karşılamak demektir. Fosil yakıt yerine güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynaklarını yaygınlaştırmak, geleneksel tarım için verim artırıcı destek programları geliştirmek, artan tüketim hevesini yok etmek, doğadan aldığımızı tekrar yerine koymalıyız.
Sürdürülebilir Yaşam Rehberi; beslenme şeklimizden sanat anlayışımıza, sürdürülebilir iyi olma halinden yaşam boyu öğrenmeye, sürdürülebilir fiziksel aktiviteden atık yönetimine kadar pek çok gündelik konuya değinerek sürdürülebilir bir yaşamın nasıl mümkün olabileceğini gözler önüne seriyor. Sürdürülebilir bir dünyayı bugünden kurmak istiyorsanız bu kitabı yanınızdan ayırmayacaksınız. Gezegenin yaralarını sarmak için hâlâ geç değil!

Zehirsiz Ev, Yaşamınızdan Zararlı Kimyasalları Eksiltmenin Basit Yolları – Mercan Yurdakuler Uluengin

Mercan Yurdakuler Uluengin temizlik konusunda annelikle başlayan farkındalık süreciyle gelişme yolunda edindiği birikimi bu kitapta bir araya getiriyor. Malzemeler, tarifler, pratik uygulamalar ve bu yolda başvurabileceğiniz adresler bir arada. Zehirsiz Ev yıllar içinde biriken bilgilerin, büyükannelerimizden kalma saf tariflerin günümüzdeki karşılığı. Yazar öğrendiklerini bu alanda kulak verilebilecek herkesin adresini göstererek, dahası “Beraber büyüyebiliriz,” diyerek anlatıyor. Mercan Yurdakuler Uluengin asırlık bir çınarın kırılmış dalını aynı ağacın hemen dibine, büyüdüğü o verimli toprağa tekrar dikiyor. Onun orada tekrar filizleneceğine, ait olduğu ağacın köküyle buluşacağına olan inancı tam. Diktikten sonra ilk cansuyunu verdiği o dalı koruyup kollamaya var mısınız?

Yaşam Dönüşümdür – Victor Ananias

 Doğaya adanmış bir yürekti. Bodrum’un ıssız kalmış son tepesinde, kanadı kopuk bir yel değirmeninin kıyısında onun öyküsünü rüzgâr anlatır.
Ey güzel çocuk… Ey güzel çocuk! Victor isimli iyilik meleği! Seni ancak rüzgâr anlatır.

Bir adam varmış, ince yüzlü, kara kaşlı, kara gözlü, kısa kesilmiş, kara saçlı, genç bir adam. Koluna taktığı sepetiyle, insanlara gerçek yiyeceğin ne olduğunu anlatır, hasta dünyanın ve onun insanlarının iyileşmesinin yolunu onlara gösterirmiş. Bunu yaparken de, sepetinden çıkarıp uzattığı yiyeceklerin tadına baktırarak iyiliğin tadına alıştırırmış. Bu adamın adı Victor’muş.
Bir gün herkesi şaşırtarak ortadan kaybolmuş. Bana sorarsan ey okur, bu masal böyle başladı, ama böyle bitmeyecek…
Özcan Yüksek

Ege’de “delice zeytin” derler. Ya da “hüda-i nâbit.” “Tabiatta insan müdahalesi olmadan yetişen her meyve ağacı için kullanılır…” diyor bir sözlük, internette. Victor da en çok böyleydi, bana sorarsanız: hüda-i nâbitti.
Ömer Madra

O, gerçek bir iz bırakandı. Ama bunlar durağan, kalıcı, yok eden izler değildi. Değen, dönüşen ve dönüştüren izlerdi. Son nefesini, baharın yeni filizlendiği bir günde verdi. Yeryüzüne bıraktığı son nefes, bugün pek çok cana ilham oluyor.
Buğdaygiller

Victor Ananias’ın zamansız ölümüne şaşırmadım. Bazı insanlar bu dünyaya ait değildir. Ziyaretçidirler. O da bu insanlardan biri idi.
Metin Münir

“Yaşamda varmak istediğim tek nokta her an Allah rızası için yaşayabilmek” diyen bir dervişti Victor.
Yıldıray Oğur

Başka Bir Gezegen Yok / Atıksız Yaşamın İpuçları – Nil Ormanlı Balpınar

Daha önce hiç çöp kovanı karıştırdın mı? İçinde neler var?
Sence o kavanoz gerçekten çöp mü yoksa onu bir kalemliğe dönüştürebilir misin?
Atık, geri dönüşüm, kompost, iklim değişikliği, mevsimsel beslenme, ileri dönüşüm… Tüm bu kelimeler ne anlama geliyor?
 
Eğer sen de 2050 yılında okyanuslarımızda balıktan çok plastik olmasını istemiyorsan gel, bu kelimelerin anlamlarını birlikte öğrenelim. 
 
Gereksiz tüketimi reddetmeye, azaltmaya, elimizdekileri yeniden kullanmaya dair ipuçları eşliğinde, biricik gezegenimizi korumak için yapmamız gerekenleri el ele verip keşfedelim.

Çünkü yaşayabileceğimiz BAŞKA BİR GEZEGEN YOK!

Sürdürülebilir Yaşam ve İklim-Ferdi Akarsu

‘’Elinizde tuttuğunuz bu kitap size oyunu değiştirmenin en temel, duygusal ve bir o kadar da analatik yolunu öneriyor…
Yol uzun, ama siz bu yolda kendinize rehberlik edecek yoldaş arıyorsanız müjde buldunuz diyebilirim.
İklim ve küresel ısınma konusunda okur yazarlık imkanları gelişirken ‘’İklimce’’ düşünmenin ve insanca yeşillenmenin tek yolu harekete geçmek ‘’ 

Sürdürülebilir Büyüme İnsanlar Gezegen ve Kar-Peter Fisk

Dünyamız giderek yaşanması zor bir yer haline geliyor. Kırılgan ekonomiler, iklim değişikliği, doğal kaynakların bilinçsizce tüketilmesi, etik sorunlar, iş dünyasına ve büyük şirketlere duyulan güvensizlik… Toplumsal ve çevresel sorunlar her zamankinden daha fazla önem arz ediyor. Tüketiciler koşulların iyileşmesi için daha fazla sorumluluk almak durumundalar.

İş dünyasının en deneyimli stratejistlerinden biri olan Peter Fisk, günümüz CEO’larına ve şirket yöneticilerine bir yandan finansal olarak kârlı bir büyüme sağlarken, diğer yandan dünyanın geleceği ve insanlar için “iyi” adımlar atabilmenin ipuçlarını veriyor, farklı bakış açıları ve yepyeni çözüm yolları öneriyor.

Slow Food Devrimi-Carlo Petrini, Gigi Padovani

Slow Food hareketinin sembolü “salyangoz“dur. Hayat içinde sürekli yiyerek yavaş, temkinli ama kararlılıkla ilerleyen salyangoz, cüssesinden beklenmeyecek mesafeler aşar ve geçtiği yerlerde izini bırakır. Tıpkı simgesi salyangoz gibi, Slow Food hareketi de yola çıktığından beri inanılmaz mesafeler kat etmiş, 1986’da İtalya’da küçük bir grupken, bugün 132 ülkede yaklaşık 100 bin üyesiyle dünyanın en etkili gastronomi hareketine dönüşmüştür.

Slow Food Devrimi’nde “temiz, adil, sağlıklı gıda” prensibiyle endüstriyel gıdalara ve beslenme biçimlerine karşı mücadele veren ve unutulmaya yüz tutan yeme içme geleneklerinin, tarım yöntemlerinin ve biyoçeşitliliğin korunması için çalışan bu hareketin heyecan verici macerasını okuyacaksınız.

Bir Ekolojistin Not Defteri-Ahmet Soysal

Ege, Türkiye’nin doğa tahribatında en çok acı çeken, mücadeleye ilk başlayan ve başı çeken bölgesi. İzmir, bu mücadeleyi veren insanları buluşturan, onlara ilham veren şehir.
Ahmet Soysal, İzmir’den, Ege’den yükselen etkili bir haykırış. İnsan merkezli bakış açısıyla, zaten insanların meydana getirdiği problemleri çözmek mümkün değil. Bakış açımızı değiştirmek, dayanışmak için daha incelikli düşünmeli, durup kuşbakışı bakmayı yeniden denemeli ve omuz omuza vermeliyiz. Ahmet Soysal yazıları ve etki alanıyla bunu mümkün kılan, çok değerli bir kalem. 
Bugün Ege’nin sesine Karadeniz, Akdeniz ve tüm Anadolu kulak kesilmeli. Çünkü artan termik santraller, siyanürlü madenler, hesler, resler, planlanan nükleer santraller ve daha niceleri ile iklimi tetikleyen, tarımı toprağı bitiren, hiç durmadan itişen bir güruhla karşı karşıyayız. 
Köyde, kırda, kentte öğrencilerden emeklilere kadar gittikçe büyüyen bir toplumsal muhalefet direniyor ve önünde sonunda kazanmak zorunda. Çünkü gideceğimiz ne başka bir gezegen var ne de başka bir memleket var. Soluduğumuz hava, ekip biçtiğimiz tarlalar, içtiğim sular kirletilirken, köşemizde oturup seyretmeyeceğiz. Yazarak, çizerek dayanışma içinde sözümüzü söyleyip, haklılığımızı takip edeceğiz.
İyi ki Ahmet Sosyal gibi onurlu insanlar var. İyi ki İzmirliler var, umut saçan Egeliler var.

Birlikte Bir Yaşam Kurmak-Diana Leafe Christian

Bugün pek çoğumuz kentte ya da kırda daha ekolojik ve onarıcı bir hayatın hayalini kuruyor, bu hayali gerçekleştirebilmek için birlikte yol alabileceğimiz bir topluluğun izini sürüyoruz. Ancak bu yolda karşımıza çıkan engeller, aklımızı karıştıran sorular ve sorunlar bizi yıldırıyor, yoruyor hatta hayalimizden vazgeçmemize neden olabiliyor. Öyle ki, bütün dünyada topluluk girişimlerinin yalnızca yüzde onu başarıya ulaşabiliyor. Peki, bu başarılı yüzde onun sırrı ne?
Birlikte Bir Yaşam Kurmak; başarılı yüzde onun sırrını açıklayan, ekoköy ya da niyetli topluluğunuzu kurarken iyi bir başlangıç yapmanıza yardımcı olmaya çalışan muhteşem bir rehber. Bu kitapta, 90’lı yılların başından beri kurulan hayallerini hayata geçirmiş düzinelerce topluluğun yaşadığı zorlu deneyimler damıtılarak sizin bir grup olarak nasıl başlayacağınıza dair elle tutulur tavsiyeler sıralanıyor. Vizyon belgelerinin oluşturulması, karar verme sürecinin ve topluluğun idaresinin belirlenmesi, anlaşmalar ve ilkelerin oluşturulması, arazi için para kaynağı bulunması ve arazinin satın alınması, iletişim ve işleyişinden size katılacak insanların seçilmesine kadar bu büyülü yolculukta karşınıza çıkabilecek bütün meseleler tek tek irdeleniyor.

Erken Çocukluk Döneminde Çevre Eğitimi ve Sürdürülebilirlik-Anı Yayıncılık

Modern dünyanın çocuklar ve çevre üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için eğitim ortamlarında yapılabilecekler hakkında öğretmen adaylarına, öğretmenlere ve ebeveynlere, kuramı ve uygulamayı birleştirerek yol göstermek amacı ile hazırlanmıştır.
 
Richard Louv’un da söylediği gibi çocukların sağlığı ve yeryüzünün sağlığı birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Bu kitabın en çok “doğa ile bağları kopartılmış çocukların doğaya dönme yolculuklarına” ışık tutmasını diler; sözlerimi bir çocuğun doğadaki mutluluğu hakkında yazdıkları ile bitirmek isterim:
 
“Çocuklar doğada neden daha mutlu olur?Çünkü ağaçlar bizim arkadaşımız. Nasıl mı? Ağaçlar canlı olduğu için, salıncak kurabildiğimiz için, uğur böcekleri bize uğur verdiği için… Başka bir sürü nedeni var, mesela: Oyun oynayacak alan olduğu için, derin nefes alabildiğimiz için, kartopu oynayıp kardan adam yapabildiğimiz için. Ve en önemli nedeni; evdeki oyuncaklarımız cansız; ama doğadaki çoğu şey canlı…”
Ada ÖZTÜRK

Sıfır Atık: Tüketim Kültürü ve Gıda İsrafı-David Evans

Geçen hafta pişirdiğiniz brokolinin kalanı hâlâ dolapta mı duruyor? Bu hafta yaptığınız mutfak alışverişinden kalan, bozulmaya yüz tutmuş meyve ve sebzeler dolabı her açtığınızda üzgün üzgün size mi bakıyor? Yalnız değilsiniz.
Yemek yaparken atık üretmeme konusunda ne kadar hassas davranırsak davranalım, çoğu zaman bunu başaramıyoruz. Marketteki ürünler belli porsiyonlarda paketlendiği için, pişireceğimiz yemeğin gerektirdiğinden daha fazla ürünle eve dönmek zorunda kalabiliyoruz. Ayrıca yemeğin ev halkı tarafından beğenilmesi ve sağlıklı olması arasında da bir denge kurmaya çalışıyoruz. Bu sürecin sonunda yenebilir durumdaki gıdaların toprakta, üreticide başlayan yolculuğu çöp kutumuzda son buluyor.
David Evans pek çoğumuzun ortak problemi haline gelen atık meselesini merkeze koyduğu araştırmasının sonuçlarını, çeşitli antropolog ve sosyologların teorileriyle harmanladığı bu kitap aracılığıyla okuyucuya sunuyor. Ayrıca Evans gıdayı gıda olmaktan çıkaran, onu “atmaya hazır” hale getiren sebepleri araştırarak, onları tekrar yenebilir hale getirme ihtimalini inceliyor. 
“Sıfır Atık: Tüketim Kültürü ve Gıda İsrafı” kitabı kapalı kapıları aralıyor, insanların evine ve hayatına müdahil olarak gıdanın fazlalık ve atık olma rotasını eleştirel bir bakışla ortaya koyuyor. Eğer siz de daha az atık oluşturmayı amaçlıyor ama nereden ve nasıl başlayacağınızı bilmiyorsanız, bu kitap tam size göre.                                                                                                                       

Şehirdekiler İçin Sürdürülebilir Yaşam Rehberi – Scot Kellog, Stacy Pettigrew

Dünya günümüzde öyle bir hale geldi ki, nüfusunun yarısından fazlası şehirlerde yaşıyor ya da yaşamak için mücadele veriyor. İnsanlar, mevcut ekonomik modeller yüzünden sürekli artan bir tüketim anlayışının şekillendirdiği hayatlar yaşamaya zorlanıyor. Her yaştan, her çeşit meslek ve erişmeye çabalayarak hayatlarını geçiriyor.

Şehir yaşamı kimimiz için bir tercih, bazılarımız içinse zorunluluk. Ama kesin olan bir şey var ki, toplumun her kesiminden insanın daha iyi bir hayat sürebilmesi, doğal kaynakları çok daha az tüketen, sürdürülebilir, eşitlikçi ve iş birliğine dayanan bir kültüre yönelmemize bağlı. Bunun için toplumun her kesiminden insanın sorumluluk alması gerekiyor. En büyük ve en önemli değişimlerinse halk tabanında gerçekleştirilmesi şart. Ufukta beliren krizlerden bu insanlar sorumlu olmasa da, gerekli değişimlerin boyutu ve derinliği onlara bağlı.

Elinizdeki kitap işte bu noktalara dikkat çekerken, yaşamsal gereksinimlere erişim ve bunların kontrolünü mümkün kılan yetenek, teknoloji ve taktikler hakkında bilgiler veriyor. Gıda, Su, Enerji, Atık Yönetimi ve Toprağın İyileştirilmesi ana başlıkları altında ilerlerken her satırında şunu vurguluyor:
Yaşadığımız yere sahip çıkmak ve nerede olursak olalım hayatı dönüştürmek bizim elimizde.

İçindekiler; • Şehirde Gıda Yetiştirme • Su Biriktirme ve Arıtma • Atık Yönetimi • Şehirde Alternatif Enerji Üretme Yöntemleri • Atıl Toprağı İyileştirmek

Ekoloji Cep Rehberi – Ernest Callenbach

Hepimizin sıklıkla duyup kullanmaya başladığı bazı kelimeler var; “organik ürün” diyoruz ya da “sürdürürülebilir yaşam”, ama ekolojinin temelini oluşturan bu kavramların ne anlama geldiğini tam olarak bilmiyoruz. Elinizdeki kitap işte bu amaçla yazılmış bir rehberdir. EKOLOJİ’de ekosistemden biyoteknolojiye, çevresel adaletten virüslere, ekolojik düşünme biçimiyle ilgili kapsamlı bir sözcük dağarcığı bulacaksınız. Yaşamın “düzenli mekanik ilişkilerden oluşan bir nesneler grubundan ziyade, birbiriyle bağıntılı enerjilerden oluşan belirsiz bir ağ” olduğunu söyleyen yazar Ernest Callenbach, kitabını da benzer bir yaklaşımla okumamızı öneriyor: “EKOLOJİ şöyle bir göz atabileceğiniz, bir kenara veya cebinize koyup daha sonra tekrar başlayabileceğiniz şekilde düzenlenmiştir. Baştan sona doğru okumanıza gerek yoktur; bölümlerin arasında istediğiniz sırayla gezinebilirsiniz. Bu kitap terimler halinde tanımladığı ekolojik dünyaya benzer şekilde ama sözcükler ve fikirlerle oluşturulmuş bir ağdır. Siz de istediğiniz bir noktadan bu ağa dahil olabilirsiniz.” Yaşamın nasıl işlediğini anlamak ve bu sistem içinde sorumlu bir şekilde var olabilmenin yollarını bulmak için… 

Sürdürülebilir Moda – Şölen Kipöz

Sürdürülebilir moda okurlarını dişil bir dünyaya davet ediyor. Üstelik yerel zanaata, çevreye duyarlı, uzun ömürlü ve sürekli olan bir modaya. Sessiz direnişçiler; endüstriyel moda sistemini değil, yavaş moda anlayışını benimsetiyorlar. Konvansiyonel tasarımcının kafası karışıyor.
Ahimsa modası ya da yavaş moda insani ve etik bir geleceği müjdeliyor. Tasarımcı ile kullanıcı arasındaki mesafe kısalıyor. İlişki şeffaflaşıyor ve güvenli oluyor. İdealize edilmiş vücutlar, neon ışıkları altındaki podyumlar yerine günlük, sürdürülebilir ve insani bir moda anlayışı inşa ediliyor. Tasarımcıların hayatı tasarladığı günümüzde, yeni bir perspektif görünür oluyor.
Şölen Kipöz, akademisyen kimliğinin yanında günlük hayattan hiç kopmamış bir tasarımcı. Çeşitli şehirlerde sergilediği yavaş moda örnekleri camiadan büyük övgüler alıyor. Sürdürülebilir Moda kitabı bu yolda yeni bir çerçeve çiziyor ve umut verici bir kapı aralıyor.
Moda dünyasının önemli isimleri Bora Aksu, Duygu Atalay, Gülsüm Baydar, Otto Von Busch, Dilek Himam, Kevin Huw Hilton, Ayşegül Kurtel ve Mine Ovacık yazılarıyla kitabı zenginleştiriyor.

Eşyanın Tabiatı – Mark Miodownik

“Kendimizi uygar saymak hoşumuza gidebilir ancak bize uygarlığı bahşeden, büyük ölçüde malzeme zenginliğimizdir… Biz onları yarattık, onlar da karşılığında bizi bugünkü halimize getirdiler.”
 
Malzemeler dünyasında yaşıyoruz. Etrafımız gündelik tasarım ve mühendislik mucizeleriyle çevrili. Çeliği düşünün: Ağzımıza sokuyor, istenmeyen tüylere karşı kullanıyor, içine biniyoruz. En sadık dostumuz ama nasıl işlediğini bilmiyoruz. Cam neden saydam? Lastiğe esnekliğini veren ne? Ataş neden bükülüyor? Bir malzeme neden göründüğü gibi görünüyor, neden davrandığı gibi davranıyor?
Mark Miodownik bizi malzemelerin iç dünyasına götürüyor. Mucidini idamdan kurtaran porselenden ayakkabılarımızdaki köpüğe, elinizdeki kâğıttan uygarlığımızın günah keçisi betona kadar, yaşamlarımızı şekillendiren bu mucizelerin nasıl doğduğunu, keşiflerinin ardında yatan akılalmaz öyküleri ve tüm bu yolculuğun insan ırkının becerisine, yaratıcılığına dair ne anlattığını ortaya koyuyor.
Eşyanın Tabiatı’nı benzersiz kılan, 20 dilde yayımlanmış bir popüler bilim klasiğine dönüştüren şey Miodownik’in saplantı derecesindeki tutkusu ve bu tutkuyu kelimelerle bize bulaştırma becerisi. Sadece etrafımızdaki nesnelere değil, dünyaya bakışımızı da değiştiriyor.
 

Sürdürülebilir Yaşam Günlüğü-Dilara Koçak

Bu yıl hem kendiniz hem de dünyamız için bir iyilik yapın. Sürdürülebilir Yaşam Günlüğü’yle seçimlerinizi gözden geçirirken, sadece bireysel sağlığınızı değil toprak, hava, deniz ve dünyamızın sağlığını da düşünün.

Bu sebeple 2021 Sürdürülebilir Yaşam Günlüğü’nde hem bedeninizi hem de gezegenimizi besleyecek önerilere yer verdik. Bazı küçük aksamalar hepimizin hayatında var, sakın vazgeçmeyin! Kaldığınız yerden devam edin, hem bireyi hem gezegeni besleyen ve iyi yaşamı öğreten ajandayla bir yıl sonunda bambaşka bir insan olabilirsiniz.

TURMEPA iş birliğiyle hazırladığımız 2021 Sürdürülebilir Yaşam Günlüğü hem size hem de gezegenimize fayda sağlayacak.

İnadına Canlı Kadınlar, Ekoloji ve Hayatta Kalma – Vandana Shiva

Bütün halklar ama en çok kadınlar, dünyanın her yerinde bağımsızlıklarının temelini sarsan ve doğayı bir yaşam kaynağı yerine meta olarak gören politakalara karşı direnmekteler. Vandana Shiva’ya göre bu bir tesadüf değil.

Shiva bu kitabında, kadınların ve doğanın özünü değersizleştirip sömüren düşünce yapılarını apaçık ederken, dişil bir dünya bilgisinin eksikliğini hisseden herkese ellerinden düşüremeyecekleri bir kaynak sunuyor. Sorunları sıralamakla da kalmıyor, öneriyor:

• Küreselleşme yerine yerelleşme ve bölgeselleşme
• Saldırgan tahakküm yerine şiddetsizlik
• Rekabet yerine eşitlik ve karşılıklılık
• Doğanın ve barındırdığı türlerin bütününe saygı
• İnsanların doğanın efendileri olarak değil, parçası olarak kavranması
• Üretimde ve tüketimde biyoçeşitliliğin korunması

İçindekiler;
• Cinsiyetli Gıda Politikası
• Kalkınma,Ekoloji ve Gıdanlar
• Bilim, Doğa ve Toplumsal Cinayet
• Doğada Kadınlar
• Besin Zincirinde Kadınlar
• Toprak Ana: Dişil İlkenin İtibarını İade Etmek

Tohum ve Gıdanın Geleceği Üzerine Manifestolar – Vandana Shiva, Michael Pollan, Carlo Petrini, Prens Charles

Vandana Shiva Carlo Petrini, Prens Charles, Michael Pollan, Jamey Lionette’den makaleler Tohum ve Gıdanın Geleceğine İlişkin Uluslararası Komisyon Tarafından hazırlanmış Manifestolar

‘’Neden tohum özgürlüğüne ihtiyacımız var? Neden tohum özgürlüğü için harekete geçmeliyiz?
Çünkü tohumları köleleştirmeyi amaçlayan çeşitli yasal teknolojik yapılar yürürlüğe girmiş bulunuyor. Eskiden insanların insanları alıp sattığı, onlara kendi mülkleri gibi sahip oldukları kölelik sistemi vardı. Bazı insanlar bunun iğrenç ve gayrimeşru olduğunu düşündüler ve bunun durdurulması için bir hareket örgütlediler. Şimdi bizim yeni bir hareket örgütlemek için, dünya üzerindeki yaşamın tümüyle köleleştirilmesini durdurmak için, geleceğimizin, özgürlüğümüzün tohumları için birlikte eyleme geçmemiz gerekiyor. Beş büyük şirket şimdiden dünya tohum kaynaklarının yüzde 75’ini ele geçirmiş durumda. Herşeyi ele geçirmelerine izin veremeyiz. Tohumlarımızı ve tohumların özgürlüğünü geri almalıyız.’’

Zihin ve İçgörü Kapsamında İklim Değişimi ve Etkileri – Haluk Zülfikar, Sena Tatar

Dünyada iklim değişiminde gelinen son durum, negatif yönlü değişimin üstel bir artışla devam ettiği, etkilerinin küresel çapta ve katlanarak artış gösterdiği yönündedir. Nitekim gelinen noktada, iklim değişimi ile ortaya çıkan sonuçların, başka veya farklı sonuçların da nedeni haline gelmesiyle, iklim değişim etkilerine dair analizlerin giderek komplike hale geldiği, doğrusal tahminlerin işlevlerini yitirdiğini görmekteyiz. Sürdürülebilir büyüme, küresel kalkınma, sağlıklı yaşam, korunan nesiller ve yaşanabilir gelecek gibi global varlık unsurları, “iklim Değişim Yönetimi” olgusunun gereğini gözler önüne seren temel toplumsal hedefler olarak tanımlanabilmektedir. Bazı ifadelerde iklim değişimi ile eş anlamlı olarak küresel ısınma şeklinde de vurgulanan olgu, meselenin artık sadece buzulun üzerinde mahsur kalan “ayı”’nın değil, bizim ve çocuklarımızın en temel varlık meselesi olduğunu göstermektedir. Sağlık, demografi, çevre ve sosyal-psikoloji, adalet gibi birçok alanın yanında, emek verimliliği, büyüme, kalkınma, kentleşme, istihdam, sanayi, enerji, ulaşım, tarım, gıda, hayvancılık, turizm, finans, sigorta ve tüketim gibi başlıklar da düşünüldüğünde, sorunun ne denli geniş bir etki alanında ve katlanarak artacağı daha da netleşmektedir. Zira İstanbul Üniversitesi olarak ülkemizde iklim değişimi ve etkileri üzerine yaptığımız araştırma göstermektedir ki, halkımız yerkürenin en önemli sorununu %40 oranla “iklim değişimi” olarak tanımlıyor; buna karşın dünyanın en önemli sorununu ise yoksulluk/fakirlik ve savaş/ şiddet/terör olarak ifade ediyor. Fark edileceği üzere, halkımız dünyaya ait sorunları, yerküreye ait sorunlardan farklı algılıyor. Dünyayı temel olarak insanların alanı olarak görürken; yerküreyi zihninde, canlı ve cansız tüm varlıkların alanı olarak konumlandırıyor.
 
Halkımız iklim değişimini temel olarak “hava”, “hava olayları” ile tanımlıyor. İklim değişimi denildiğinde akla bir çırpıda sıcaklık-kuraklık-küresel ısınma geliveriyor (%57). Türkiye insanının %84’ü, havaların çok değiştiğini, aşırı sıcaklık, kuraklık, fırtına ve yağışın/sellerin önemli miktarda arttığını söylüyor; bunun da iklim değişikliğinin sonucu olduğuna inanıyor. Nitekim ülkemizdeki her 4 kişiden 3’ü, gelecekten bu belirtilen sebeple ciddi miktarda endişe ediyor. Lâkin, gelecekteki olası sorun türlerine dair yaygın bir bilgi yok. Bu bilgi eksikliği, ne yazık ki, ne tür önlemler alınabileceği konusunda da kendini göstermekte. Her 5 ülke insanımızdan 4’ü çözüm için fedakârlık yapmaya hazır olmasına karşın, bu konuda neler yapması gerektiği konusunda bilgiye ya da yeterli bilgiye sahip değil. Özetle, ülkemizde iklim değişimi ve etkilerinin kontrol altına alınması konusunda ilginin olduğu, lâkin bu ilginin doğru türde ve yeterli miktarda bilgi sahipliğine dönüştürülemediği analiz edilmektedir.

ilikli kemik suyu nasıl hazırlanır?

Bizim dondurucudan tavuk suyu ve kemik suyu eksik olmaz.

Tablet et suları eve girmediğinden pilavlara ve çorbalara kendi hazırladığım et suyunu kullanırım.

Faydaları saymakla bitmeyecek ilikli kemik suyunun yapılışı aslında çok kolay.

– Kasaplardan ücretsiz olarak alabileceğiniz kemikleri bir tencereye alıp üzerini geçecek kadar su ekleyin ve kanının çıkması için bir gece buzdolabında bekletin.

– Ertesi gün bu suyu döküp tekrar kemiklerin üzerine çıkacak kadar su ekleyip ocağa alın. Suyunun tamamen berrak olması için bir taşım kaynadıktan sonra suyunu tekrar süzüp yeni su ekleyebilirsiniz. Uzun süre kaynayacağından suyunun bitmemesi için kemiklerin en az iki parmak üzerine çıkacak kadar su ekleyin.

– 2 çorba kaşığı ev yapımı elma sirkesini de suya ekleyerek kaynamaya bırakın. Kaynamaya başladıktan sonra ocağı kısın ve üzerinde oluşan köpükleri kaşıkla toplayın.

– Kısık ateşte yaklaşık 6 saat kaynadıktan sonra (isterseniz daha uzun süre kaynatabilirsiniz) içerisine soğan, sarımsak, maydonoz sapı, dereotu sapı, kereviz sapı, defne yaprağı, tane karabiber, havuç ekleyin ve 2-3 saat daha kısık ateşte kaynatmaya devam edin. Ekleyeceğiniz sebzeler kemik suyuna inanılmaz bir lezzet katacak.

– Toplamda 8 saat (12 saate kadar kaynatabilirsiniz) kaynayan kemik suyunu bir süzgeç yardımıyla süzün. Kemiklerin içerisinde bulunan iliklerden suya karışmayanlar var ise kemikleri hafifçe sallayarak çıkartıp suya ekleyebilirsiniz.

– Soğuduğunda jel kıvamına geleceğinden, kemik suyunuz ılık hale geldiğinde saklayacağınız kaplara paylaştırarak oda sıcaklığında soğutup dondurucuya kaldırabilirsiniz.

Hazırlamış olduğunuz kemik suyunu kaynatıp içerisine sadece limon sıkarak bile tüketebilirsiniz.

Tek kullanımlık pedlerin alternatifi yıkanabilir pedler

Alternatifi varken her gün milyonlarca atık dünyayı kirletiyor. Tek kullanımlık pedler de bu milyonlarca atıktan biri.

Bir kadın ömrü boyunca ortalama 10.000 adet tek kullanımlık ped kullanıyor. Tek kullanımlık pedlerin büyük bir kısmı geri dönüştürülemez ve doğada yüzlerce yıl kalmaya devam eder. Naylon içerirler ve beyazlatmak için kullanılan kimyasallar da sağlığımız için oldukça tehlikeli.

Yıkanabilir pedler ve menstrual kaplar, tek kullanımlık pedlerin yerine kullanabileceğimiz atıksız alternatifler.

Yıkanabilir pedler birçoğumuzun kulağına iğrenç gelebilir ya da pratik gelmeyebilir. Oysa eskiden annelerimiz ve anneannelerimiz de yıkanabilir kumaşları ped olarak kullanıyorlardı.

Yıkanabilir pedler %100 pamuk veya bambu kumaştan yapılır ve yıllarca kullanılırlar.

Naylon içermediğinden kaşıntı, alerji yapmaz ve kötü koku oluşturmaz.

Dışarıda değiştirdiğinizde koku ve sıvı geçirmeyen kendi çantasında taşınabilir.

Tek dezavantajı olan yıkanması durumu ise tek kullanımlık pedlerin doğaya ve sağlığımıza vereceği zararla karşılaştırılamaz.

Üstelik çok daha ekonomiktir. Yaklaşık altı ay boyunca kullanacağınız tek kullanımlık pedlere ödeyeceğiniz ücretle yıllarca kullanabileceğiniz yıkanabilir pedleri alabilirsiniz.

Kullanımda en büyük sorun olarak görünen yıkama işlemi aslında çok da zor değil. Kullandıktan sonra soğuk su ile akıtmak gerekiyor. Sıcak su kanda bulunan demiri sabitleyeceği için kullanılmamalı. Akıttıktan sonra bekletip regl döneminiz bittiğinde isterseniz topluca çamaşır makinesinde yıkayabilirsiniz. Çamaşır suyu veya leke çıkarıcı kullanmak sağlık açısından uygun olmadığından kullanılması tavsiye edilmiyor. Bunlar yerine çamaşır sodası veya karbonat ekleyebilirsiniz. Satın aldığınız yıkanabilir pedin kullanım talimatlarına uygun yıkamanız daha uzun süreli kullanım sağlayacaktır.

Kaç adet yeterli olur sorusunun ise net bir cevabı yok. Kişinin durumuna göre değişiyor. Elde yıkama yaparsanız 8-10 adet yeterli olur. Yok ben elimde yıkamak istemiyorum derseniz 20-30 adet alıp tamamını kullandıktan sonra makinede yıkayabilirsiniz. Her durumda önce akıtma işlemi yapmanız gerekiyor. Akıtmadan bekletmeniz halinde lekeler kalıcı olabilir.

Ben sadece bu işlem için kullandığım bir kaba soğuk su doldurup kullanımdan hemen sonra içerisine bırakıyorum. En az bir saat beklettikten sonra başka bir kapta beyaz sabun ile yıkıyorum. Bu bahsettiğim işlem 5 dk bile sürmüyor. Lekeler çıkıyor ancak çıkmasa bile benim için leke kir değil ve doğaya verdiğim zararı azalttığım için mutluyum.

Tek kullanımlık pedlerle diğer bir farkı ise çamaşıra yapışmıyor olması. Yıkanabilir pedler kenarlarında bulunan çıtçıtlar sayesinde çamaşıra sabitleniyor. Tek kullanımlık pedler kadar sabitlenmese de büyük bir sorun yaşatacak kadar kayma yapmıyor. Daha sıkı bir çamaşır giymeniz halinde bu sorun da ortadan kalkacaktır.

Kendi tecrübelerim varlığını unutacak kadar rahat olduğu ve keşke daha önce başlasaydım yönünde.

Eğer denemeye cesaretiniz yok ise az adet alıp evde olduğunuz günlerde veya regl döneminizin son günlerinde kullanarak başlayabilirsiniz.

Sürdürülebilir Yaşam İçin; Balkon Bahçeciliği

Şehir hayatı yaşarken hep bir koşturmaca içerisindeyiz. Hepimizin biraz durmaya ve yavaşlamaya ihtiyacı var. Siz de böyle hissediyorsanız balkon bahçeciliğini deneyebilirsiniz. Tam da mevsimi gelmişken balkonunuzda, bahçenizde hatta pencere önünde kendi gıdanızı yetiştirebilirsiniz.

Kendi yetiştirdiğiniz sebze ve meyvenin tadına doyum olmaz. Tohumun büyüyüp sebzeye veya meyveye dönüşmesini gün gün heyecanla beklemek tarif edilemez bir duygu. İnsan, tohumla birlikte sabretmeyi, her gün tohumları sularken heyecanı, sabrın ve emeğin sonunda da gelenin ne kadar kıymetli olduğunu öğreniyor.

Daha önce sebze meyve yetiştirmediyseniz bir anda çok fazla çeşitle başlamak belki zorlayabilir ancak adım adım başlarsanız arkası mutlaka gelecektir.

Tohumları çocuğunuz ile birlikte ekerseniz hem kaliteli vakit geçirmiş, hem de çocuğunuzu toprakla haşır neşir etmiş olursunuz. Çocuklar özellikle sulamayı çok sevdiklerinden bitkileri sulama görevini onlara vererek sorumluluk duygusunu da kazandırabilirsiniz.

Eğer balkon bahçeciliğine yeni başlıyorsanız öncelikle maydanoz, dereotu, nane, roka, tere, fesleğen gibi aromatik bitkilerle başlayabilirsiniz. Bunun için ekstra saksılar almanıza da gerek yok evinizde bulunan eski tencereler, plastik yoğurt kovaları veya pet şişeleri kullanabilirsiniz. Üstelik bu bitkileri yetiştirmek için balkona bile ihtiyacınız yok. Pencere önünde dahi kolaylıkla yetiştirebilirsiniz.

Balkonunuz geniş ise yükseltilmiş bahçe yatağı da hazırlayabilirsiniz.

Eğer elinizde tohum yoksa ve bir pakette bulunan tohum sayısı sizin için fazla ise arkadaşlarınız ile birlikte satın alıp paylaşabilirsiniz. Yok ben tohumla uğraşamam diyorsanız pazardan aldığınız maydanoz veya naneyi bir bardak suda bekleterek köklendirip dikebilirsiniz.

Toprak nasıl olmalı?

Yetiştireceğiniz bitkinin çeşidine göre toprak içeriği de değişebilir. Balkonda saksı içerisinde yetiştireceğiniz yeşillikler için bahçe toprağı ile suyun tahliye edilmesini ve köklerin rahat gelişimini sağlayan torf toprağı karıştırmanız yeterli olacaktır. Karışım yaparken bire bir ölçü kullanabilirsiniz. Yani eşit miktarda bahçe toprağı ve torf karıştırarak uygun toprağı hazırlayabilirsiniz. Ancak bu karışıma vermikülit ve solucan gübresi ekleyebilirseniz çok daha verimli olacaktır. Bahçe toprağını herhangi bir park ya da bahçeden alabilirsiniz. Eğer topraktan emin değilseniz toprağınızı steril hale getirmek için fırında 120 derecede 30 dakika fırınlayabilirsiniz. Bahçe ve yapı malzemeleri satan mağazalardan da balkonunuz için uygun toprak bulabilirsiniz.

Tohum Seçimini nasıl yapmalıyım?

Aktar ve yapı marketlerde satılan kaliteli bir tohum alabileceğiniz gibi, etrafınızdan veya internetten araştırarak ata tohumu bulabilir siz de yetiştirerek ata tohumlarının devamlılığını sağlayabilirsiniz. Yerli tohum alırken paketlerin üzerinde Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş üretici olduğunu gösteren tohum üretici belge numarası olup olmadığını kontrol edin. Eğer tohumdan üretmek başlangıçta zor geliyorsa semt pazarlarında veya organik pazarlarda da bulabileceğiniz mevsime uygun fidelerden alarak direkt toprağa dikebilirsiniz.

Nasıl ekilir?

Tohumlarınızı önce küçük bir toprakta fide haline getirip daha sonra kendi yerlerine alabilir veya doğrudan toprağa ekebilirsiniz. Eğer ayrı bir yerde yetiştirip sonra fideleme yapmak isterseniz viyollere veya küçük kaplara torf ve toprak karışımınızı doldurun. Her kaba bir veya iki tane tohum bırakın ve sadece tohumun üzerini kapatacak kadar toprakla örtün. Mümkünse sprey ile sulama yapın. Tohumlar yeşerene kadar ev içerisinde bulundurursanız tohumlarınız soğuk havadan etkilenmez ve çabuk çimlenirler.

Sulama nasıl olmalı?

Tohumlarınız çimleninceye kadar toprak nemli olmalı. Sulama yaparken suyu çok miktarda dökmeniz tohumların yerlerinden oynamasına sebep olacağından bitkiniz çimlenene kadar sprey ile sulama yapmanız faydalı olacaktır. Bitkinizi toprağı kurudukça sulamalısınız aksi taktirde fazla su bitki köklerinizi çürütür. Bitkiyi ektiğiniz saksının altı mutlaka delik olması ve fazla suyun tahliye edilmesi gerekir. Sulamayı toprakta mantar oluşmaması için akşam saatlerinde değil sabah saatlerinde yapmalısınız.

Saksıları nasıl konumlandırmalıyım?

Bitkilerinizin aşırı sıcak ya da aşırı soğukta kalmaması çok önemli. Kapalı balkonlar bitki yetiştirmek için en ideal alanlardır. Balkonunuz yeterli güneş ışığı alıyorsa hemen hemen her bitkiyi yetiştirebilirsiniz. Ancak bitkileriniz doğrudan güneş ışığı atında uzun süre kalıyorsa bu durum bitkinize zarar verebilir ve toprağın hızlı kurumasına neden olur. Balkonunuzun hangi saatlerde ne kadar güneş aldığına göre yetiştireceğiniz bitki çeşitlerine karar verebilirsiniz.

Elektrikli aletler kapalıyken enerji harcamaya devam eder mi ?

Evimizde veya işyerimizde kullanmadığımız halde fişte takılı olan elektronik cihazlar çok az da olsa enerji tüketmeye devam eder. 

Ütü, saç kurutma makinesi gibi elektronik cihazların fişini işimiz bittiğinde çeksek de çamaşır ve bulaşık makinesi, televizyon, bilgisayar, çay/kahve makinesi, şarj aletleri ve modem gibi bir çok cihaz genellikle kapalı olduğu halde fişte takılı bırakılır.

Yapılan çalışmalar, 7 gün 24 saat fişte takılı bırakılan cihazların (içlerinde transformatör bulunan) elektrik faturalarına aylık ortalama 10 TL artış olarak yansıdığını gösteriyor.

Tutar olarak çok yüksek bir rakam olmasa da doğaya saygı gereği enerji tüketimini azaltmalıyız. Ayrıca milyonlarca evde aynı durumun yaşandığını düşünürsek toplam tutarın ne kadar yüksek olacağını hesaplamak dahi güçleşecektir.

Cihazların kapalıyken prizde takılı kalmaları ömürlerini de kısaltıyor.

Kullanmadığınız elektrikli cihazların fişlerini çekerek hem ev ekonominize hem de dünyamızın korunmasına katkıda bulunabilirsiniz.