Evde Su Tasarrufu

Hızlı artan nüfus, sanayileşme, hızlı kentleşme, doğanın bozulması, iklim krizi derken Dünya’da kullanılabilir su kaynakları giderek tükeniyor. Yaşanabilir bir gelecek için suyu tasarruflu kullanmak zorundayız. Su tasarrufuna önce kendi evimizden başlayabiliriz.

  • Bulaşıklarınızı elde değil, makinede yıkayın ve makineye dizmeden önce akıtıyorsanız akan su altında değil, bir kaba doldurduğunuz suyun içerisinde akıtın.
  • Diş fırçalarken veya traş olurken suyu açık bırakmayın.
  • Meyve ve sebzenizi akan su altında değil,  bir kap içerisinde yıkayabilir ve bu suyu çiçek sulamada kullanabilirsiniz.
  • Gereksiz yere sifonu çekmeyin.
  • Klozetlerinizin su haznesine 1,5 litrelik pet şişeyi doldurup içine yerleştirirseniz her seferinde sifonunuz  daha az suyla dolar.
  • Bulaşık ve çamaşır makinenizi sık sık değil tam dolduğunda çalıştırın ve ekonomik programları tercih edin.
  • Banyoda su ısınıncaya kadar akan suyu bir kovaya doldurup, banyo veya balkonu yıkarken kullanabilirsiniz.
  • Musluklarınıza tasarruf başlığı taktırabilirsiniz.
  • Banyoda saçınızı şampuanlarken veya vücudunuzu sabunlarken suyu kapatabilir ve duş süresini kısaltabilirsiniz.
  • Su vanasını kısın.
  • Damlayan muslukları tamir edin.

Tüm bu adımları uygulayarak su tüketiminde ciddi bir tasarruf sağlayabilir ve faturalarınızı azaltabilirsiniz.

Evde sıvı sabun yapımı

Covid-19’dan sonra ellerimizi eskisine göre çok daha fazla sabunla yıkıyoruz. Eğer marketten aldığınız bir katı veya sıvı sabunu kullanıyorsanız içeriğinde bulunan köpürtücü maddeler nedeniyle  genellikle ellerinizde (sıvı sabunda daha fazla oluyor) daha fazla kuruma ve tahriş olur. Marketten sabun almak zorunda kaldığımda artık içerik kısmına daha çok dikkat ediyorum.

Ben de ellerimde son zamanlarda oluşan aşırı kuruluk ve kaşıntı nedeniyle doğal bir sabun kullanmaya karar verdim. Ancak katı sabunun suyla temas ettikçe erimesinden ve çocukların rahat kullanamamasından dolayı elimde ki katı sabundan sıvı sabun yapmaya karar verdim.

Daha önce marketten aldığım katı sabundan denediğimde yapış yapış bir kıvam olmuş ve donmuştu. Bunun sebebi ise sabunun içeriğinde bulunan palm yağı imiş. Bu seferki doğal olduğundan böyle bir sorunla karşılaşmadım ve sonuç muhteşem oldu.

Malzemeler ;

1 bardak rendelenmiş doğal sabun

2 bardak sıcak su (isterseniz suyu 2 parmak eksiltebilirsiniz)

Karıştırmak için bir kap ve çırpıcı

Sıcak suyu ve rendelenmiş sabunu kavanoza boşaltın ve çırpıcı ile rende sabunlar eriyene kadar karıştırın. Ara sıra karıştırarak soğumasını bekleyin. Soğuduktan sonra kullanacağınız pompalı bir kaba aktarın. Ben daha önce kullandığım bir kozmetik ürününün kabını kullandım. 

İsterseniz esans veya uçucu yağlardan ekleyerek kokulu yapabilirsiniz, benim kullandığım sabun doğal zeytinyağlı bir sabun olduğundan ben tercih etmedim. Biraz da antibakteriyel olsun derseniz içerisine Çay Ağacı Yağı ekleyebilirsiniz.
İçerisinde herhangi bir koruyucu olmadığından bakteri oluşmaması için yaklaşık 1 hafta kullanacağımız kadar hazırladım.

Böylece sıvılaştırmak için kullanılan kimyasallardan hem kendimi hem de doğayı korumuş ve plastik ambalajlı ürün de satın almamış oluyorum.

Çamaşır suyu kullanımına dikkat !

Genellikle çamaşır suyu kullanmamaya çalışırım ancak tuvalette hijyen konusunda emin olamadığımdan ve mutfak lavabosundaki sararmaları başka türlü gideremediğim için tam olarak vazgeçememiştim.

Uzun süreli kullanımda kanser ve KOAH riskini arttırdığı araştırmalarla belirlenen bu ürünler, aynı zamanda atık sularla birlikte toprağımızı zehirliyor. Her kullandığımda birkaç saat kendime gelemediğim çamaşır suyunu birkaç aydır kullanmıyorum.

Çamaşır suyu yerine tuvalet ve banyoda temizlik sonrası kaynar su kullanıyorum. Mutfakta ise karbonat ve sirke hem krem temizleyicilerin hem de çamaşır suyunun işlevini görüyor.

Hem sağlığıma, hem de doğaya zarar vermiyorum.

Yaşasın zehirsiz temizlik.

Neden sadeleşmeye karar verdim ?

Yirmili yaşlarımda içimde tam bir alışveriş canavarı yaşıyordu. Zamanla bu canavarı durdursam da eskilerden de kurtulmam gerektiğini anlamam için biraz daha zamana ihtiyacım varmış.

Kızlarımın doğmasıyla birlikte evdeki eşya sayısı arttıkça daha da sıkışmaya başladığımı hissediyordum.  Evimde, dolabımda, kafamda ki fazlalıkları fark ettiğim de tanıştım minimalizm ile. Araştırdıkça istediğim yaşama şeklinin bu olduğunu anladım. Yıllardır zayıflarım ve giyerim diye gardrobumda beklettiğim kıyafetler, kullanmadığım halde kolilerde bekleyen biblolar, objeler, mutfak eşyalarını ordan oraya yerleştirmeye ve düzenlemeye çalışma çabalarım boşunaydı.

Sonunda karar verdim hayatımdaki tüm fazlalıklardan kurtulmalıydım. Araştırdım, izledim, okudum ve başladım. Daha yolun başındayım ve bu süreç hayat boyu devam edecek.

Benim için sadeleşmek = daha fazla özgürlük, daha fazla zaman.

Minimalizm İle İlgili 20 Kitap Önerisi

Hayatı Sadeleştirmek İçin Derle Topla Rahatla – Marie Kondo

Hangimiz dağınık değiliz ki? Evimiz, işyerimiz, hayatımız…. Peki derli toplu olmak bu kadar mı zor? Saatlerinizi ayırarak topladığınız her yer kısa sürede yine mi dağılıyor? Belki de şimdiye kadar yanlış yöntemleri uyguladınız. Japon temizlik ve organizasyon uzmanı Marie Kondo, “derleyip toplama” konusunda size yardımcı olmaya hazır. Üstelik kalıcı sonuçlar elde edeceğinizin garantisini veriyor. Marie Kondo, bu kitapta anlattığı yöntemler ve paylaştığı sırlarla sayısını kendisinin bile hatırlamadığı müşterilerinin hayatını değiştirdi. Şimdi sıra okuyucularında! Bir balıkçı yaka siyah kazağı diğerinden nasıl ayırt edeceğinizi bilmek, çorapları doğru şekilde katlamak, saklama kutularını en etkili şekilde kullanmak… hayatınızda mucizeler yaratabilir. Hele fazlalıklardan kurtulmak… Kendinizi eskisinden çok daha huzurlu, mutlu ve enerjik hissetmenizi sağlayabilir. Denemeye başlayın… Hemen, şimdi!

Hayattan Keyif Almak İçin At, Kurtul, Ferahla – Marie Kondo

Hayatı Sadeleştirmek İçin Derle, Topla, Rahatla’nın merakla beklenen bu devam kitabında, Japon temizleme danışmanı Marie Kondo, icat ettiği KonMari Metodu’nu daha detaylı ve resimli olarak açıklıyor. Dağınıklığı nasıl giderebileceğinizi, mutfaktan banyo eşyalarına, işle ilgili evraklardan hobi malzemelerine kadar evdeki her parçayı nasıl organize edebileceğinizi kullanıcı dostu çizimlerle kolayca anlayacaksınız. Kondo bu kitabında gerekli olan ama sizde keyif hissi uyandırmayan eşyalarla nasıl başa çıkacağınıza dair öğütler de veriyor. Tüm düzenleme sorularınıza detaylı cevaplar alacak, daha düzenli, basit ve neşe dolu bir hayat için gerekli adımları atacaksınız.

Alışveriş Yapmadığım Yıl – Cait Flanders

Yirmili yaşlarının sonuna gelmiş olan Cait Flanders kendini birçoğumuzu pençesine almış bulunan tüketim döngüsünün içine sıkışmış bir halde buldu: Daha fazla kazan; daha fazla  satın al; daha fazla iste. Kredi borçlarını ödemek için büyük fedakârlıklar yaptıktan sonra bile bu eski alışkanlıklarından kurtulamadığını gördü. Yaptığı ya da satın aldığı hiçbir şeyin onu mutlu etmediğini ve sadece amaçlarına ulaşmasını engellediğini fark edince kendiyle bir mücadeleye girişmeye karar verdi: Tam bir yıl boyunca alışveriş yapmayacaktı. Alışveriş Yapmadığım Yıl Cait’in sadece temel tüketim ürünleri alarak yaşadığı bir yılın belgelenderilmesidir. Cait bu dönemde alışveriş dışındaki alanlarda da daha az tüketmeye yöneldi. Evini fazlalıklardan temizleyerek sahip olduklarının yüzde yetmişinden kurtuldu. Atmak yerine tamir etmeyi öğrendi. Bu çabalarının her aşamasında, daha az tükettikçe kendini daha tatmin olmuş hissettiğini fark etti. Bu bir yıl boyunca Cait kendini hayatını altüst eden olayların içinde buldu ve tüketmeme mücadelesi bir hayat biçimine dönüştü. Neden kendini her zaman alışverişe, yemeye ve içmeye verdiğini ve bunun bedelini fark etti. Yaşadığı sarsıntılar sırasında yıllar boyunca kendine yardım ettiğini düşündüğü bu kötü alışkanlıklarını değiştirerek kendisi için gerçekten önemli olan şeyleri fark etmeye başladı. Cait’in dokunaklı hikâyesini ve ilham veren içgörülerini sunan bu kitap sayesinde, hayatımızda çok önemli olduğunu sanarak tutunduğumuz şeyleri sorgulayacak ve daha azla daha mutlu ve tatmin bir hayat yaşayacağız.    

Sade – Begüm Başoğlu, Ege Erim

Kalabalıkta kendimizi bile bulamayız.

Etrafımızı, evimizi, çantamızı, programımızı, günümüzü, gardırobumuzu, cüzdanımızı yani kısacası tüm hayatımızı ne kadar çok doldurursak o kadar tatmin ve dolayısıyla mutlu olacağımızı zannederiz. Bu kalabalığı yaratırken yaptığımız şey kendimizi yok etmektir aslında. Çünkü kendini sadece boşlukta yaratabilir insan. Azalınca çoğalır, sadeleştikçe özgürleşir ve hatta daha çok görünür olur. Begüm Başoğlu ve Ege Erim bir gün hayatlarındaki fazlalıkları attıkça daha mutlu olduklarını keşfettiler. Bu keşif onların hayatını değiştirdi ve daha çok, daha çok atmaya başladılar. Giymedikleri giysileri tutmayıp, kullanmadıkları eşyaları saklamadılar. Her programa dahil olmaktan vazgeçerken, aslında bir sürü şeye ‘maruz kalmaktan’ kurtuldular. Yani sade bir yaşamı tercih ettiler. Buna tanık olanlar aynısını deneyimlemek istediğinde de ‘sade yaşamak’ akımı oluştu. Artık belki farkında olduğunuz belki de olmadığınız birçok kişi sade yaşıyor. İçinde daha az eşya, daha fazla deneyim olan, daha hafif, sınırlarını kendinizin belirlediği dolu dolu bir yaşam, sadedir. Ve sadelik güzeldir.

İstif Çağı – Jamess Wallman

İhtiyacımız olmayan eşyalarımız, giymediğimiz kıyafetlerimiz, oynamadığımız oyuncaklarımız var… Ama istediğimiz her şeye sahip olmak bizi mutlu etmeye yetmiyor. Satın aldığımız eşyalar evlerimizde birikiyor,  bizi strese sokuyor ve boğuluyormuşuz gibi hissetmemize neden oluyorlar hatta kimi zaman bizi öldürdükleri bile oluyor.

Trend tahmin uzmanı James Wallman bu kitabında, sahip olduğu her şeyi elinden çıkaran bir yöneticiden uzak bir dağ kulübesine taşınan hali vakti yerinde bir aileye, tüketim çılgınlığına sırtını dönen insanların hikâyelerini anlatıyor. Wallman’ın biriktirme çılgınlığına sunduğu çözüm ise çok basit ancak aynı ölçüde önemli. Değerlerimizi dönüştürmemiz lazım! Sahip olduğumuz şeylerden ziyade deneyimlerimize odaklanmalıyız. Yeni bir saat ya da yeni bir çift ayakkabı yerine dostlarımızla birlikte geçirdiğimiz zamana ya da paylaşabileceğimiz deneyimlere yatırım yapmalıyız.
 
Psikoloji, ekonomi ve kültür konularındaki ilginç içgörüleriyle İstif Çağı, değişim konusunda hayatı bir manifesto niteliğinde. Daha mutlu ve sağlıklı olmak isteyenlere, daha azıyla daha mutluyum diyenlere ilham olacak bir kitap. 

Minimalizm Anlamlı Bir Yaşam – Joshua Fields Millburn, Ryan Nicodemus

 “Minimalist olmak için yüzden daha az şeyle yaşamalısınız ve arabanız, eviniz ya da televizyonunuz olamaz, bir kariyeriniz de. Tüm dünyadaki egzotik yerlerde yaşayabilmelisiniz ve bir blog yazmak zorundasınız. Çocuklarınız olamaz ve ayrıcalıklı bir geçmişi olan elit, genç bir adam olmalısınız.” Tamam, şaka yapıyoruz…

Bu kitabın arka kapak yazısını yazabilmek için çok düşündük. Vurgulamak istediğimiz o kadar çok şey vardı ki hepsini yazamayacağımıza karar verdik. En iyisi mi siz kitabı okuyun.

Minimalizm Anlamlı Bir Yaşam – Joshua Fields Milburn, Ryan Nicodemus

Minimalistler Tarafından Kaleme Alınmış Bir Hatırat. Geriye Kalan Her Şey, genç bir adamın her şeyden vazgeçmeye karar vererek daha incelikli bir şekilde yaşamaya başladığı zaman neler olacağına dair dokunaklı, şaşırtıcı bir hikâye. Yürek burkucu, neşeli ve derinlemesine kişisel olan bu ilgi çekici hatırat, Millburn’un yirmi küsur yıllık dostu Ryan Nicodemus’un iç görülü -ve genellikle de komik- lafa karışmalarıyla daha da lezzetli hâle geliyor.

Sade Yaşam İçin Küçük Bir Adım – Rabia Sakartepe

“Binlerce kilometrelik bir yolculuk, atılacak tek bir adımla başlar.” Lao Tzu

Modern hayatın sunduğu imkânların çokluğu, sürekli bir tercihte bulunma sorumluluğunu da beraberinde getirdi. Seçme özgürlüğünün artmasıyla birlikte mutsuzluğumuz da artmaya başladı. Hızla tükenen ve yenilenmesi gereken pek çok şey için sürekli karar vermesi gereken insanoğlu, çokluk bataklığının içinde çırpındıkça kendini kaybetti. Esasen hepimizin istediği tek bir şey vardı. Mutlu olmak! Ancak mutluluğun da tükenebilir bir şey olduğunu unuttuk. Modern dünya bizden hiç düşünmeden tüketmemizi isterken, Sade Yaşam Felsefesi bizleri ihtiyaç dışı tüketimden ve nesnenin esiri olmaktan kurtararak hayatımızın dizginlerini elimize almamıza yardımcı olur.

Japonca değişim anlamına gelen kai ve iyi anlamına gelen zen kelimelerinden türeyen kaizen ise bizleri çağımızın bulaşıcı hastalığı olan affluenzadan, yani tüketim bağımlılığından, korumak ve sade yaşamı kalıcı kılmak için etkili ve keyifli bir yoldur.

Bana Bi Sade Hayata Yer Aç – Selen Baranoğlu

Her eşya kendi stresini de beraberinde getiriyor. İşin aslı, eşyaya verdiğimiz önem ve değer arttıkça sahip olduğumuz o eşyalar bizi ve hayatımızı ele geçirmeye başlıyor. Hareketlerimizi yönlendiriyor, bütçemizi zorluyor, zamanımızı çalıyor, enerjimizi harcıyor. Kısacası, sahip olduklarımız bize sahip olmaya başlıyor. Zaten bütün problem de bu noktada ortaya çıkıyor. 

Evdeki fazla eşyaları daha düzenli tutabilmek için dekoratif uygulamalar ya da fazlalıkları göz önünden kaldırmak için ideal depolama yöntemleri yok bu kitapta. Tam aksine işe yaramayan ya da kullanmadığın eşyalardan neden kurtulman gerektiğiyle ilgili öneriler var. İlk kitabı Basit ve Mutlu Yaşam’da az eşya ile mutlu bir hayat yaşamanın sırlarını okuyucularıyla paylaşan Selen Baranoğlu, yeni kitabında sade bir hayat kurmanın ve sürdürmenin ipuçlarını örneklerle anlatıyor.
Baranoğlu’nun söylediği gibi mutlu olmak için daha fazlasına sahip olmaya değil, öncelikle sahip olduklarımızın kıymetini bilmeye ihtiyacımız var. Unutmayın, küçük şeyler büyük farklar yaratır.

Dijital Minimalizm – Cal Newport

Bir zamanlar gözümüz ikide bir telefona kaymadan dostlarımızla uzun uzun sohbet edebiliyorduk. Sürükleyici bir kitabın, büyüleyici bir günbatımının veya bir hobi faaliyetinin içinde saatlerce kaybolabildiğimiz zamanlar da oldu. Hatta lezzetli bir yemeğin, güzel bir ânın veya bir konserin tadını sosyal medyada paylaşmaya gerek duymadan da çıkarabiliyorduk. Asıl önemlisi, bir zamanlar düşüncelerimizle baş başa geçirebildiğimiz uzun zamanlarımız vardı ve hiçbirimiz bundan şikâyetçi değildik.
Bugünse çeşitli ebatlardaki ekranlar ve 7/24 internet erişimi olmadan adım atamaz haldeyiz. Akıllı telefonlarımız en mahrem anlarımızda dahi bize eşlik ediyor. Dahası, bizim bir zamanlar sahip olduğumuz gerçek hayat hissini neredeyse hiç tatmamış, odaklanma ve empati becerisini gitgide yitiren bir kuşak yetişiyor gözlerimizin ve ekranlarımızın önünde. Peki ne oldu da böyle oldu? Daha da önemlisi zararın neresinden, nasıl dönebiliriz?

Dijital minimalizm, albenili teknoloji yığınında kaybolduğumuz bu çağda yaşamaya değer bir hayat kurmakla alakalı bir felsefe. Bizi ekran bağımlılığıyla yüzleşmeye davet eden Cal Newport’un çağrısına kulak vermenin şimdi tam zamanı.

Minimalist Yaşam – Aston Sanderson

Hayatta çok fazla yükünüz var ve bu sizi mutlu etmiyor. Hatta bahse girerim ki bütün bu fazla yükünüz
aslında sizi mutsuzlaştırıyor. Fakat belinizi büken ve sizi gerileten bütün bu yükün altından basit bir çıkış yolu var!
Azın Çok Olduğunu Keşfedin.

Çok moda bir stil ve çok popüler bir kavram minimalizm. Ancak bugüne kadar yaşanabilir bir minimalizm tanımıyla pek karşılaşmadık. Bu harika kitap size farklı bir bakışı açısı katacak.

Minimalist Ebeveynlik – Christine Koh, Asha Dornfest

Minimalist Ebeveynlik, arzuladığınız aile hayatını yaşamak için ihtiyaç duyduğunuz her şeye şu anda sahip olduğunuz bilgisine dayanır. Kendinize, işinize ve ilişkilerinize ilgi gösterirken, ebeveynliği de tam anlamıyla başaracak kadar zamanınız var. Çocuklarınıza olağanüstü bir çocukluk yaşatmak, büyüyüp mutlu yetişkinlere dönüşmeleri için gereken temelleri kurmak için yeterince uzmanlığa, sevgiye, kaynağa ve özgüvene sahipsiniz.
 
Aile hayatınızın daha mutlu, daha az endişeli versiyonu ile aranızda duran engel, yanlış yaptığınız bir şey değil. Sorun, bollukla güreşiyor olmanız – çok fazla seçenek, çok fazla görev, çok fazla eşya ve her şeye yetişmeye çalışırken hissettiğiniz çok fazla vicdan azabı. Seçenek iyidir, ama bugün karşımıza çıkan seçeneklerin muazzam büyüklüğü boğucu, hatta felç edicidir. Minimalist Ebeveynlik çokluk içinde azın nasıl karar olduğunu tarif ediyor. Size aile hayatınızı nasıl sadeleştireceğinizi göstereceğiz – günlük programınızı, sahip olduklarınızı ve beklentilerinizi değiştirmeyi, böylece sevip önemsediklerinizin payını arttırıp, sevmediğiniz ve önemsemediğiniz şeylerin payını azaltmayı.

Azla Mutlu Olmak – Francine Jay

Etrafımızdaki her şey, daha fazlasına sahip olduğumuzda daha mutlu olacağımızı söylüyor. Modern çağ bizi reklam ve pazarlamaya boğmayı sürdürüyor. Ve hepimiz şu hayattan ne beklediğimizi araştırıyor, kitaplar okuyor ve mutlu olacağımız o günü bekliyoruz.
Peki daha çok satın alarak kim olmayı istiyoruz? Kim olmak bizi mutlu edecek?
Bütün dünyada büyük ilgi gören sade ve minimalist yaşamın öncüsü Francine Jay, Azla Mutlu Olmak’ta eşyalarımızla ilişkimizi yeniden tanımlarken evimizi kalabalıktan arındırmak için pratik yollar sunuyor. Sade bir yaşamın insanı nasıl özgürleştireceğini anlatarak.
Önce kendinize, sonra dünyaya büyük bir iyilik yapın. Azla mutlu olun.

Sade Hayat – Ümit Şimşek

Bir özgürlük ve zenginlik formülü”
Ekonomi yirminci yüzyılda insanların hayatına bir din olarak girdi ve onlara tek bir hayat amacı gösterdi: tüketim.
Ve insanlar tüketmeye başladılar. Reklamlarıyla kuşattı insanları bu yeni din. Televizyonlarıyla kıskıvrak yakaladı.
Bir süre sonra insanlar tüketmekten başka birşey düşünemez hale geldiler. Ömürler tükendi, değerler tükendi, insanlık tükendi, çevre tükendi.
Tarihin bu en amansız diktatörlüğünden kurtulmanın bir yolu var: Fazlalıkları atmak. Gürültüden, parazitlerden kurtulmak. Hız düşürmek. Sonrası, hem dış dünyanın, hem iç dünyamızın güzellikleriyle baş başa, alabildiğine renkli ve zengin bir hayat…

Hayata Yer Aç – Regina Wong

Hayatımızda çok fazla eşya var. Yoğun tüketim kültürümüzün yükü altında kalan bizler, kendimizi borçlara ve tatminsizliğe mahkûm ediyoruz. Daha fazlasına sahip olmak tatmin edici bir hayat yaşamamızı sağlamıyorsa bunu ne sağlayabilir?
Minimalist bir hayat gereksiz şeylerin yanında hem fiziksel dağınıklığı hem de aklınızın dağınıklığını ortadan kaldırarak gerçekten değer ve neşe katan en önemli şeyler için yer açar. Hayata Yer Aç, minimalist felsefeyi basit yaşamanın kilidini açacak pratik eylemle birlikte anlamanızı sağlayarak zihniyetinizi değiştirmenizi sağlayacak araçlar sunuyor.
En sonunda her türlü dağınıklıktan kurtulduğunuzda, bütün iyi ve olağanüstü şeyleri, düşünceleri, deneyimleri, insanları ve duyguları yaşamınıza davet edeceksiniz.

Sadeliğin Yasaları – John Maeda

Sonunda sadeliğin akıl sağlığına eşdeğer olduğunu öğrendik. John Maeda Sadeliğin Yasaları’nda, hayatta, iş dünyasında, teknolojide ve tasarımda sadeliği ve karmaşayı dengelemek için on yasa belirlemiştir: daha aza ihtiyaç duyarak daha fazlasını elde etmenin rehberi.
 
Maeda’nın ilk sadelik yasası şudur: AZALT. Ama sadelik sadece azaltmak amacıyla “daha az” olması değildir. Dokuzuncu yasa şunu söyler: “Bazı şeyler asla sadeleştirilemez.” Maeda’nın bu çağda sadeleşme konusundaki bu rehberi, bu kavramın herkes için nasıl bir mihenk taşı olduğunu, hem hayatınızı hem de iş dünyasını nasıl yönlendirdiğini ortaya koyar.
Sadelik gün gibi meydanda olan gereksiz fazlalığı çıkartarak anlamlı olanı eklemektir.

Basit Yaşam Sanatı – Shunmyo Masuno

Basit yaşamak, Zen stili yaşamaktır. Hayatın karmaşasından ne kadar yakınsak da, dünyayı değiştirmek kolay değil. Dünya istediğimiz yönde gitmiyorsa, belki de yapmamız gereken kendimizi değiştirmek, basit bir yaşam sürmeyi öğrenmektir. Basit yaşamak için köklü değişiklikler yapmak gerekmez. Alışkanlıklarda ufak tefek düzenlemeler, bakış açısında küçük bir fark yaratmak bile yaşam tarzını değiştirmek sayılır.

Bu kitap bize 100 adımda basit yaşamanın, modern hayatın kaygılarından uzaklaşmanın yöntemini öğretiyor.

Sadeliğin Huzuru – Gretchen Rubin

Çevremizdeki objeleri düzenlemek, hayatımızı düzene sokmamızı sağlıyor.

Karmaşayı önleme fikirleri, içgörüleri, stratejileri ve bazen şaşırtıcı ipuçlarıyla Gretchen, ‘seçimler yapmayı’, ‘düzen yaratmayı’, ‘kendini tanımayı’ ve ‘yararlı alışkanlıklar edinmeyi’ ele alarak hayatınızı farklılaştırmayı amaçlıyor.

Bu kitap, eğlenceli bir dille ve çoğu insan için kolayca atılabilir adımlarla, özlediğimiz yaşamları gerçekleştirmemize yardımcı olacaktır.

Yalnızca Yavaşladığında Görebileceğin Şeyler – Haemin Sunim

“Meşgul olan dünya mı, yoksa benim zihnim mi?”

Kendini yaşam boyu değişim yolculuğuna adayan Budist öğretmen Haemin Sunim, muhteşem illüstrasyonlarla dolu çoksatan bu farkındalık rehberinde bize iş hayatında yaşadığımız hayal kırıklıklarından aşkta ve ilişkilerdeki tutumumuza kadar her konuda spiritüel tavsiyeler veriyor. Haemin Sunim’in, modern hayatın bir parçası haline gelen stres kaynaklarına yönelik basit ve içten öğretileri, sınırları ve zamanı aşarak yavaşlamanın verdiği gücü ve huzuru anımsamamızı sağlıyor. Dünya hızlı hareket ediyor ama bu bizim de hızlı hareket etmemiz gerektiği anlamına gelmiyor.

Sadeleş Rahatla – Fumio Sasaki

Japonların gereksiz ıvır zıvırlardan kurtulma felsefesi Danshari ve yeni Japon minimalizmi… 
Dolabın bir köşesine tıkılıp unutulmuş, kilo verince giyeceğim dediğiniz giysiler… Bir kez bile ayağınıza geçirmediğiniz, bir dolu para bayıldığınız için kıyıp da kimselere veremediğiniz o ayakkabılar…  
Bir gün okurum diyerek üst üste yığdığınız, kitaplığınızda toz toplayan kitaplar… Sizi havalı gösterdiğini düşündüğünüz film koleksiyonu… Evinizin kaç metrekaresini eşyalarınız kaç metrekaresini bizzat siz kullanıyorsunuz? Hiç düşündünüz mü? Peki şu soruya cevabınız ne olurdu: Yaşamak için mi çalışıyorsunuz, yoksa satın almak için mi? 

Kendinize şu soruları sorun:  …ya ihtiyacim var mi?    …u seviyor muyum?  …nu kullanır mıyım?
Sahip olduğumuz eşyalar sahibimiz olduysa artık onlara veda etmenin zamanı gelmiş demektir… Daha az şeye sahip olmak insana mutluluk verir!

Plastiksiz Alışveriş Rehberi

Alışveriş çantanız her zaman yanınızda olsun

Plastik alışveriş poşetlerinin ücretli olmasıyla birlikte artık hepimizin çantasında bir veya birkaç tane file veya bez çanta bulunuyor. Yine de çanta değiştirdiğinizde unutmamak için diğer çantalarınıza da yedek olarak file veya alışveriş çantası ekleyebilir yada aracınızda yedek çanta bulundurabilirsiniz.

Alışverişinizi planlayarak yapın

Alışverişe ihtiyaçlarınızdan oluşan liste ile çıktığınızda hem israf etmezsiniz hem de ihtiyaçlarınız doğrultusunda kese, file ve diğer kapları yanınızda bulundurarak plastik ambalajlı ürün satın almazsınız.

Meyve ve sebze alırken dikkat !

Marketlerde veya manavlarda bir çok ürün ya köpük ambalajlarda ve strech filmle kaplı olarak satılıyor yada çöp poşeti olarak bile tekrar kullanamayacağınız kadar ince poşetler ile almak zorunda kalıyorsunuz. Yanınızda bulunduracağınız bez keseler veya fileler sayesinde ambalajlı ürünleri almak zorunda kalmazsınız. Üstelik evde eskiyen tshirtlerden veya kalan kumaş parçalarından kese yapmak çok kolay. Meyve-sebze alışverişlerinizde semt pazarlarını tercih ederseniz hem keselerinizle alışveriş yapabilir hem de yerel ve küçük üreticileri desteklemiş olursunuz. Yanınızda kese veya fileniz yok ise kese kağıdı kullanabilirsiniz.

Cam kaplarınızı ve kavanozlarınızı unutmayın

Alışverişe çıkarken yanınıza alacağınız cam kaplar ve kavanozlar ile peynir, zeytin, kıyma, kuru yemiş, salça, kahve vb. bir çok gıda ürününü alabilirsiniz. Başlangıçta size tuhaf bakan esnaf ve müşterilerle karşılaşabilirsiniz ancak bir süre sonra alışacaklarına emin olun. Böylelikle eve geldikten sonra tekrar cam kaplara yerleştirmek için zaman da kaybetmezsiniz.

Temizlik ürünlerinizi kendiniz yapın

Plastik ambalajlarda satılan ve birçok kimyasal madde içeren temizlik malzemeleri yerine sirke, karbonat, limon ve arap sabunu kullanabilirsiniz. Evde kendi kendinize yapabileceğiniz birçok doğal temizlik ürünü tarifi bulunmakta. Sıvı sabunlar yerine kalıp sabun tercih edebilirsiniz.

Kağıt ambalajlı ürünleri tercih edin

Ambalajlı ürün almak zorunda kaldığınızda kağıt ambalajlı olanları tercih etmeye çalışın. Kağıt geri dönüşümü plastikten daha kolay ve kısa süren bir maddedir.

Gıda israfını nasıl azaltırız ?

Dünyada bir milyara yakın insan açken üretilen gıdanın üçte biri çöpe gidiyor. Araştırmalar israf edilen gıdaların dörtte biri ile dünyada aç insan kalmayacağını gösteriyor.  Gıda israfı çöpe giden zaman, para, emek, enerji ve daha birçok kaynağın israfı demek. Ayrıca çöpe atılan yiyecekler çöplüklerde birikerek sera gazı emisyonuna neden oluyor.

Gıda israfının en büyük kısmı evlerde gerçekleşiyor ve çöpe en çok giden gıdaların başında ise ekmek, meyve ve sebzeler geliyor. Gıda israfının önüne geçebilmek için bireysel olarak uygulayabileceğimiz birçok yöntem var.

  • İhtiyacınız kadar alışveriş yapın !

Planlı alışveriş yapın. Haftalık yemek listesi hazırlayın. Porsiyonlarınızı ve ailedeki kişi sayısını göz önünde bulundurarak yemek listenize uygun alışveriş listesi oluşturursanız fazladan gıda almazsınız.

  • Yiyecekleri uygun şekilde saklayın !

Satın almış olduğunuz gıdaları saklama koşullarına uygun şekilde saklarsanız bozulmadan kaynaklanan israfın önüne geçmiş olursunuz. Örneğin yeşillikleri yıkayıp kapaklı kapaklarda buzdolabında, kuru gıdaları serin ve kuru alanlarda saklamalısınız. Dondurucuda gıdaların farklı saklama süreleri olduğundan paketlerin üzerine tarih yazmanız işinizi kolaylaştıracaktır.

  • Kalan yiyecekleri değerlendirin !

Kalan yiyeceklerinizi çöpe atmak yerine değerlendirin. Örneğin kalan pilavdan yayla çorbası, dolma içi veya kadınbudu köfte hazırlayabilirsiniz. Kahvaltıdan kalan domatesleri pişireceğiniz yemeğe veya salatanıza ekleyebilirsiniz. Kalan ekmeklerinizi kurutup galeta unu, kruton, yumurtalı ekmek veya tost yapabilirsiniz. Tek tek kalan veya yumuşamaya başlamış meyveleri, keklere katabilir, içecek veya dondurma hazırlarken kullanabilir veya pestil yapabilirsiniz. Hemen kullanmayacaksanız dondurucuda saklayabilirsiniz.

  • Meyve ve Sebze Kabukları ve sapları çöp değildir !

Meyve ve sebze kabukları genellikle çöp olarak görülür. Bulabileceğiniz birçok tarifle hem yeni lezzetlerle tanışabilir hemde israfı önlemiş olursunuz. Örneğin maydanoz ve dereotu saplarını dondurucuda saklayıp, et veya tavuk suyu hazırlarken kullanabilirsiniz. Ya da domates kabuklarını kaynatıp sos veya salça yapabilirsiniz. Meyve kabuklarını kaynatarak soğuk çay tarifleri, kereviz, brokoli veya karnabahar saplarından lezzetli çorbalar hazırlayabilirsiniz.

  • Son kullanma tarihlerine dikkat edin

Yiyecekler için kuralınız her zaman “İlk giren ilk çıkar” olsun. Aldığınız yiyecekleri dolapta veya kilerinizde saklarken ambalajından çıkartıyorsanız kaplarına mutlaka son kullanma tarihlerini yazın.  Yemek listenizi oluştururken son kullanma tarihi yaklaşan gıdaları göz önünde bulundurun.

  • Yiyebileceğinizden fazlasına hayır deyin !

Açık büfelerde yiyebileceğiniz kadar alıp, tamamını tüketemeyecekseniz serpme kahvaltı tercih etmeyebilirsiniz. Aynı şekilde misafirlikte de ayıp olmasın diye değil yiyebileceğiniz kadar alarak israfa engel olabilirsiniz.

  • Hayvan dostlarımızı unutmayın !

Fazla kalan yiyeceklerinizi hayvan dostlarımızla paylaşmayı unutmayın.

Plastikler Hakkında Mutlaka İzlemeniz Gereken Belgeseller

Sürdürülebilirlik ve çevre konularına duyarlı iseniz farkındalığınızı artıracak ve devamlılık sağlamak için sizi motive edecek bu belgeselleri mutlaka izlemelisiniz.

PLASTİK OKYANUS

Belgesel, gazeteci Craig Leeson’ın mavi balina keşfine çıkarken; Sri Lanka yakınlarında, el değmemiş bir bölgede plastik çöplerini fark etmesiyle başlıyor. Ardından Criag Leeson yıllarca serbest dalış yapan Tanya Streeter ve birçok bilim insanı ile birlikte, 4 yıl boyunca, dünyanın 20 farklı yerine ziyarette bulunurlar. Bu ziyaretleri boyunca okyanuslardaki plastik kirliliğine dair bize çok çarpıcı örnekler sunarlar. Sadece fragmanı bile izleyenleri çarpıyor.

STRAWS

Belgeselde tek kullanımlık pipetlerin doğaya verdiği zarar ele alınıyor. Amerikalıların genellikle bir günde 500.000’den fazla pipeti çöpe attığı tahmin ediliyor. Bu küçük plastikler çöplerden sokaklara ve oradan da okyanuslara karışıyor. 2017’de Linda Booker tarafından çekilen 32 dakikalık belgeseli izledikten sonra kolay kolay pipet kullanamayacaksınız.

BAG IT

Belgesel, plastik poşetlerin ve diğer plastik ürünlerin çok fazla kullanıldığını ve bir çoğunun geri dönüştürülemediğini eğlenceli bir dille anlatıyor. Birçok ödül de almış olan bu belgeseli mutlaka izlemelisiniz.

PLASTİC PARADİSE

Gazeteci ve sinemacı Angela Sun, medeniyetten binlerce kilometre uzakta olmasına rağmen Midway Atoll’ün nasıl büyük bir çöplüğe dönüştüğünü ve aşırı plastik tüketiminin azalmaması halinde 2050 yılına kadar dünyadaki plastik miktarının dört kart artacağını çarpıcı görüntülerle anlatıyor.

Atıksız Banyo Keyfi

Kış yaklaşırken sıcacık banyo keyfi herkese iyi gelir. Ancak banyo yaparken kullandığımız birçok ürünle atık oluşturuyoruz.  Tercihlerinizde küçük değişiklikler yaparak arkanızda hiç atık bırakmadan banyo keyfi yapabilirsiniz.

  • Plastik ambalajlarda satılan şampuanlar yerine katı şampuan kullanmaya başlayabilirsiniz. Taşınması çok kolay olduğundan seyahatlerinizde de yanınızda rahatlıkla taşıyabilirsiniz. Üstelik katı şampuan satan yerel marka sayısı da günden güne artmakta.
  • Eğer saçlarım saç kremi olmadan kesinlikle taranmıyor derseniz katı saç kremleri de tam size göre.
  • Muhteşem kokuları ile başımızı döndüren duş jelleri , içeriklerinde kullanılan esanslar ve köpürtücü maddeler nedeniyle sağlımıza ve çevreye zararlı olabiliyorlar. Sizde bu tarz ürünlerden vazgeçmek istiyorsanız tercihinizi sabunlardan yana kullanabilirsiniz. Tabii sabununuzu seçerken doğal ve güvenilir olmasına dikkat etmelisiniz.  
  • Kullanım süresi dolduğunda birkaç parçaya ayırıp direk toprağa bırakabileceğiniz kadar doğal olan kabak lifini ise plastikten yapılmış banyo liflerine tercih etmek oldukça sağlıklı bir tercih olacak.
  • Tek kullanımlık plastik jiletler yerine metal saplı traş bıçaklarını tercih edebilirsiniz.

Az Atıklı Yaşama Giriş

Çevreye olan zararınızı en aza indirmek için zehirsiz temizlik ve kişisel bakım, plastik kullanımını azaltmak, küçük ve yerel üreticileri desteklemek, hayvansal gıdaları azaltmak, mevsiminde ve yerel meyve sebze tüketmek başlıca adımlardan.

Sizde bunu istiyorsanız, bir anda tüm hayatınızı değiştirmeye çalışırsanız çabuk sıkılıp bırakabilirsiniz. Ancak devamlılığını sağlayabileceğiniz şeylerden başlayıp yavaş ve emin adımlarla ilerlerseniz alışkanlıklarınızın nasıl siz farkına varmadan değiştiğini göreceksiniz.

Eve dışarıdan sipariş veriyorsanız plastik çatal/ kaşık, ıslak mendil, restoranda ise bir şeyler içerken pipet  istemediğinizi belirterek başlayabilirsiniz. İş yerinize kendinize ait  kaşık, çatal ve bir kupa götürerek plastikleri kullanmayabilirsiniz. Markete veya alışverişe çıkarken kendi çanta veya filelerinizi taşıyabilirsiniz. Paketli  gıda yerine güvenilir satıcılardan kendi kaplarınızı götürerek alışveriş yapabilirsiniz. Başlangıçta bu davranışlar size ve karşınızdaki kişilere tuhaf gelebilir ancak farkındalık arttıkça ve sizden görerek cesaretlenen kişilerin sayısı arttıkça bu davranışlar normale dönüşecektir.

Bir çok ürün zaten plastik ambalajda satılıyor birde sadece raftaki görüntüsü iyi dursun diye bu ürünleri  karton kutular içerisinde sattıklarından tercihlerinizi buna göre yapabilirsiniz. Ürün alırken vegan olup olmadığına bakabilirsiniz. Plastik bulaşık veya banyo süngerleri yerine doğal lif kabağı kullanabilirsiniz. Bozulan ürünleri veya sökülen/yırtılan kıyafetleri tamir ettirebilirsiniz. Ürün tercihlerinizi sürdürülebilir ve geri dönüştürülebilir olanlardan yana kullanabilirsiniz.

Tüm bu konularla ilgilenmeye ve araştırmaya başladığınızda arkası kendiliğinden gelecek.

Daha Sade, Daha Doğal, Daha Az Atık