Etiket arşivi: kitap önerisi

Sürdürülebilir yaşam ile ilgili 20 kitap önerisi

Her insan iyi bir yaşam sürmek ister. Ancak bunu sadece kendimiz için değil bu gezegen ve gezegende yaşayan tüm canlılar için istemeli ve sürdürülebilir bir hayat yaşamalıyız.

Yeni bir şeyler öğrenirken benim için ilk kaynak genelde kitaplar oluyor. Siz de sürdürülebilir bir yaşama başlamak istiyor veya daha geniş bilgiye sahip olmak istiyorsanız sizler için tam 20 kitap önerisi hazırladım.

Sıfır Atık İçin 101 YolKathryn Kellogg

Ekolojik ayak izimizi küçültmenin ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz, ancak nereden başlayacağımızı bulmak için bir rehbere ihtiyacımız var. Son iki yılda çıkardığı tüm çöplerini cam bir kavanoza sığdırmayı başaran, sıfır atık yaşam biçimi akımının öncülerinden Kathryn Kellogg’un dünyasına girmeye hazır mısınız? Nasıl mı? Pipetlere ve plastik poşetlere “hayır” diyerek; yeniden kullanılabilir su mataralarına ve gübreye dönüşebilen bulaşık süngerlerine “evet” diyerek!
 
Ben, yani tek bir kişi, gerçekten fark yaratabilir miyim?
Azaltmak ve tekrar kullanmak ne anlama geliyor?
Ama ben geri dönüştürüyorum; bu yetmez mi?
Plastik tüketimini reddetmek zor değil mi?
Nasıl kompost yapılır?
Sıfır atık nedir?
 
Sıfır Atık için 101 Yol’da Kellogg, yukarıdaki soruların cevaplarını, tasarruf etmenizi sağlayacak ipuçlarını, ev temizliği ve güzellik ürünleri için son derece kolay Kendin Yap tarifleri ve daha fazlasını okurlarıyla paylaşıyor. Bilinçli tüketim için verdiği tavsiyeleri 101 başlık altında sıralıyor. Sıfır atık yaşam biçimi, alışkanlıkları değiştirmekten, iyi seçimler yapmaktan geçiyor ve bu kitapla Dünya’mızı önemseyerek atıklarınızı azaltmanın en iyi yollarını bulmaksa sizin yaşam biçiminize bağlı. Hepimizin tek yuvası olan gezegenimizi korumak, yaşam kalitenizi artırmak ve sürdürülebilir bir gelecek için bu kitabı elinizden bırakamayacaksınız.

Sürdürülebilir Yaşam Rehberi – Öykü Yaman, Emine Aksoydan

Sürdürülebilirlik, kentleşme ve modern yaşamın getirdiği kolaylıklar karşısında bozulan doğal dengenin yeniden inşasına yönelik bir etkileşim hareketidir. Artan nüfusun taleplerinin karşısında sınırlı varlıkların bilinçli insanları çözüm yolları aramaya itmiş; bu da ekonomik, çevresel dayanağı olan bir sosyal bilimin doğmasını sağlamıştır. Kirlenen hava ve su varlıkları, iklim krizi, gerçek gıdaya ulaşılabilirlik, her bireye eşit eğitim, iş ve sağlık hizmetleri hepsi sürdürülebilirlik kavramının içindedir. Bu yönüyle bozulan dengeyi yeniden onarmak yalnızca bireylerin değil, iş ve eğitim dünyasının ve elbette siyasetçilerin de gündeminde olmak zorundadır. Söz konusu süreç ancak “ekolojik sürdürülebilirlik” ile mümkündür. Ekolojik sürdürülebilirlik gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılama kapasitelerine zarar vermeden bugünün ihtiyaçlarını karşılamak demektir. Fosil yakıt yerine güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynaklarını yaygınlaştırmak, geleneksel tarım için verim artırıcı destek programları geliştirmek, artan tüketim hevesini yok etmek, doğadan aldığımızı tekrar yerine koymalıyız.
Sürdürülebilir Yaşam Rehberi; beslenme şeklimizden sanat anlayışımıza, sürdürülebilir iyi olma halinden yaşam boyu öğrenmeye, sürdürülebilir fiziksel aktiviteden atık yönetimine kadar pek çok gündelik konuya değinerek sürdürülebilir bir yaşamın nasıl mümkün olabileceğini gözler önüne seriyor. Sürdürülebilir bir dünyayı bugünden kurmak istiyorsanız bu kitabı yanınızdan ayırmayacaksınız. Gezegenin yaralarını sarmak için hâlâ geç değil!

Zehirsiz Ev, Yaşamınızdan Zararlı Kimyasalları Eksiltmenin Basit Yolları – Mercan Yurdakuler Uluengin

Mercan Yurdakuler Uluengin temizlik konusunda annelikle başlayan farkındalık süreciyle gelişme yolunda edindiği birikimi bu kitapta bir araya getiriyor. Malzemeler, tarifler, pratik uygulamalar ve bu yolda başvurabileceğiniz adresler bir arada. Zehirsiz Ev yıllar içinde biriken bilgilerin, büyükannelerimizden kalma saf tariflerin günümüzdeki karşılığı. Yazar öğrendiklerini bu alanda kulak verilebilecek herkesin adresini göstererek, dahası “Beraber büyüyebiliriz,” diyerek anlatıyor. Mercan Yurdakuler Uluengin asırlık bir çınarın kırılmış dalını aynı ağacın hemen dibine, büyüdüğü o verimli toprağa tekrar dikiyor. Onun orada tekrar filizleneceğine, ait olduğu ağacın köküyle buluşacağına olan inancı tam. Diktikten sonra ilk cansuyunu verdiği o dalı koruyup kollamaya var mısınız?

Yaşam Dönüşümdür – Victor Ananias

 Doğaya adanmış bir yürekti. Bodrum’un ıssız kalmış son tepesinde, kanadı kopuk bir yel değirmeninin kıyısında onun öyküsünü rüzgâr anlatır.
Ey güzel çocuk… Ey güzel çocuk! Victor isimli iyilik meleği! Seni ancak rüzgâr anlatır.

Bir adam varmış, ince yüzlü, kara kaşlı, kara gözlü, kısa kesilmiş, kara saçlı, genç bir adam. Koluna taktığı sepetiyle, insanlara gerçek yiyeceğin ne olduğunu anlatır, hasta dünyanın ve onun insanlarının iyileşmesinin yolunu onlara gösterirmiş. Bunu yaparken de, sepetinden çıkarıp uzattığı yiyeceklerin tadına baktırarak iyiliğin tadına alıştırırmış. Bu adamın adı Victor’muş.
Bir gün herkesi şaşırtarak ortadan kaybolmuş. Bana sorarsan ey okur, bu masal böyle başladı, ama böyle bitmeyecek…
Özcan Yüksek

Ege’de “delice zeytin” derler. Ya da “hüda-i nâbit.” “Tabiatta insan müdahalesi olmadan yetişen her meyve ağacı için kullanılır…” diyor bir sözlük, internette. Victor da en çok böyleydi, bana sorarsanız: hüda-i nâbitti.
Ömer Madra

O, gerçek bir iz bırakandı. Ama bunlar durağan, kalıcı, yok eden izler değildi. Değen, dönüşen ve dönüştüren izlerdi. Son nefesini, baharın yeni filizlendiği bir günde verdi. Yeryüzüne bıraktığı son nefes, bugün pek çok cana ilham oluyor.
Buğdaygiller

Victor Ananias’ın zamansız ölümüne şaşırmadım. Bazı insanlar bu dünyaya ait değildir. Ziyaretçidirler. O da bu insanlardan biri idi.
Metin Münir

“Yaşamda varmak istediğim tek nokta her an Allah rızası için yaşayabilmek” diyen bir dervişti Victor.
Yıldıray Oğur

Başka Bir Gezegen Yok / Atıksız Yaşamın İpuçları – Nil Ormanlı Balpınar

Daha önce hiç çöp kovanı karıştırdın mı? İçinde neler var?
Sence o kavanoz gerçekten çöp mü yoksa onu bir kalemliğe dönüştürebilir misin?
Atık, geri dönüşüm, kompost, iklim değişikliği, mevsimsel beslenme, ileri dönüşüm… Tüm bu kelimeler ne anlama geliyor?
 
Eğer sen de 2050 yılında okyanuslarımızda balıktan çok plastik olmasını istemiyorsan gel, bu kelimelerin anlamlarını birlikte öğrenelim. 
 
Gereksiz tüketimi reddetmeye, azaltmaya, elimizdekileri yeniden kullanmaya dair ipuçları eşliğinde, biricik gezegenimizi korumak için yapmamız gerekenleri el ele verip keşfedelim.

Çünkü yaşayabileceğimiz BAŞKA BİR GEZEGEN YOK!

Sürdürülebilir Yaşam ve İklim-Ferdi Akarsu

‘’Elinizde tuttuğunuz bu kitap size oyunu değiştirmenin en temel, duygusal ve bir o kadar da analatik yolunu öneriyor…
Yol uzun, ama siz bu yolda kendinize rehberlik edecek yoldaş arıyorsanız müjde buldunuz diyebilirim.
İklim ve küresel ısınma konusunda okur yazarlık imkanları gelişirken ‘’İklimce’’ düşünmenin ve insanca yeşillenmenin tek yolu harekete geçmek ‘’ 

Sürdürülebilir Büyüme İnsanlar Gezegen ve Kar-Peter Fisk

Dünyamız giderek yaşanması zor bir yer haline geliyor. Kırılgan ekonomiler, iklim değişikliği, doğal kaynakların bilinçsizce tüketilmesi, etik sorunlar, iş dünyasına ve büyük şirketlere duyulan güvensizlik… Toplumsal ve çevresel sorunlar her zamankinden daha fazla önem arz ediyor. Tüketiciler koşulların iyileşmesi için daha fazla sorumluluk almak durumundalar.

İş dünyasının en deneyimli stratejistlerinden biri olan Peter Fisk, günümüz CEO’larına ve şirket yöneticilerine bir yandan finansal olarak kârlı bir büyüme sağlarken, diğer yandan dünyanın geleceği ve insanlar için “iyi” adımlar atabilmenin ipuçlarını veriyor, farklı bakış açıları ve yepyeni çözüm yolları öneriyor.

Slow Food Devrimi-Carlo Petrini, Gigi Padovani

Slow Food hareketinin sembolü “salyangoz“dur. Hayat içinde sürekli yiyerek yavaş, temkinli ama kararlılıkla ilerleyen salyangoz, cüssesinden beklenmeyecek mesafeler aşar ve geçtiği yerlerde izini bırakır. Tıpkı simgesi salyangoz gibi, Slow Food hareketi de yola çıktığından beri inanılmaz mesafeler kat etmiş, 1986’da İtalya’da küçük bir grupken, bugün 132 ülkede yaklaşık 100 bin üyesiyle dünyanın en etkili gastronomi hareketine dönüşmüştür.

Slow Food Devrimi’nde “temiz, adil, sağlıklı gıda” prensibiyle endüstriyel gıdalara ve beslenme biçimlerine karşı mücadele veren ve unutulmaya yüz tutan yeme içme geleneklerinin, tarım yöntemlerinin ve biyoçeşitliliğin korunması için çalışan bu hareketin heyecan verici macerasını okuyacaksınız.

Bir Ekolojistin Not Defteri-Ahmet Soysal

Ege, Türkiye’nin doğa tahribatında en çok acı çeken, mücadeleye ilk başlayan ve başı çeken bölgesi. İzmir, bu mücadeleyi veren insanları buluşturan, onlara ilham veren şehir.
Ahmet Soysal, İzmir’den, Ege’den yükselen etkili bir haykırış. İnsan merkezli bakış açısıyla, zaten insanların meydana getirdiği problemleri çözmek mümkün değil. Bakış açımızı değiştirmek, dayanışmak için daha incelikli düşünmeli, durup kuşbakışı bakmayı yeniden denemeli ve omuz omuza vermeliyiz. Ahmet Soysal yazıları ve etki alanıyla bunu mümkün kılan, çok değerli bir kalem. 
Bugün Ege’nin sesine Karadeniz, Akdeniz ve tüm Anadolu kulak kesilmeli. Çünkü artan termik santraller, siyanürlü madenler, hesler, resler, planlanan nükleer santraller ve daha niceleri ile iklimi tetikleyen, tarımı toprağı bitiren, hiç durmadan itişen bir güruhla karşı karşıyayız. 
Köyde, kırda, kentte öğrencilerden emeklilere kadar gittikçe büyüyen bir toplumsal muhalefet direniyor ve önünde sonunda kazanmak zorunda. Çünkü gideceğimiz ne başka bir gezegen var ne de başka bir memleket var. Soluduğumuz hava, ekip biçtiğimiz tarlalar, içtiğim sular kirletilirken, köşemizde oturup seyretmeyeceğiz. Yazarak, çizerek dayanışma içinde sözümüzü söyleyip, haklılığımızı takip edeceğiz.
İyi ki Ahmet Sosyal gibi onurlu insanlar var. İyi ki İzmirliler var, umut saçan Egeliler var.

Birlikte Bir Yaşam Kurmak-Diana Leafe Christian

Bugün pek çoğumuz kentte ya da kırda daha ekolojik ve onarıcı bir hayatın hayalini kuruyor, bu hayali gerçekleştirebilmek için birlikte yol alabileceğimiz bir topluluğun izini sürüyoruz. Ancak bu yolda karşımıza çıkan engeller, aklımızı karıştıran sorular ve sorunlar bizi yıldırıyor, yoruyor hatta hayalimizden vazgeçmemize neden olabiliyor. Öyle ki, bütün dünyada topluluk girişimlerinin yalnızca yüzde onu başarıya ulaşabiliyor. Peki, bu başarılı yüzde onun sırrı ne?
Birlikte Bir Yaşam Kurmak; başarılı yüzde onun sırrını açıklayan, ekoköy ya da niyetli topluluğunuzu kurarken iyi bir başlangıç yapmanıza yardımcı olmaya çalışan muhteşem bir rehber. Bu kitapta, 90’lı yılların başından beri kurulan hayallerini hayata geçirmiş düzinelerce topluluğun yaşadığı zorlu deneyimler damıtılarak sizin bir grup olarak nasıl başlayacağınıza dair elle tutulur tavsiyeler sıralanıyor. Vizyon belgelerinin oluşturulması, karar verme sürecinin ve topluluğun idaresinin belirlenmesi, anlaşmalar ve ilkelerin oluşturulması, arazi için para kaynağı bulunması ve arazinin satın alınması, iletişim ve işleyişinden size katılacak insanların seçilmesine kadar bu büyülü yolculukta karşınıza çıkabilecek bütün meseleler tek tek irdeleniyor.

Erken Çocukluk Döneminde Çevre Eğitimi ve Sürdürülebilirlik-Anı Yayıncılık

Modern dünyanın çocuklar ve çevre üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için eğitim ortamlarında yapılabilecekler hakkında öğretmen adaylarına, öğretmenlere ve ebeveynlere, kuramı ve uygulamayı birleştirerek yol göstermek amacı ile hazırlanmıştır.
 
Richard Louv’un da söylediği gibi çocukların sağlığı ve yeryüzünün sağlığı birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Bu kitabın en çok “doğa ile bağları kopartılmış çocukların doğaya dönme yolculuklarına” ışık tutmasını diler; sözlerimi bir çocuğun doğadaki mutluluğu hakkında yazdıkları ile bitirmek isterim:
 
“Çocuklar doğada neden daha mutlu olur?Çünkü ağaçlar bizim arkadaşımız. Nasıl mı? Ağaçlar canlı olduğu için, salıncak kurabildiğimiz için, uğur böcekleri bize uğur verdiği için… Başka bir sürü nedeni var, mesela: Oyun oynayacak alan olduğu için, derin nefes alabildiğimiz için, kartopu oynayıp kardan adam yapabildiğimiz için. Ve en önemli nedeni; evdeki oyuncaklarımız cansız; ama doğadaki çoğu şey canlı…”
Ada ÖZTÜRK

Sıfır Atık: Tüketim Kültürü ve Gıda İsrafı-David Evans

Geçen hafta pişirdiğiniz brokolinin kalanı hâlâ dolapta mı duruyor? Bu hafta yaptığınız mutfak alışverişinden kalan, bozulmaya yüz tutmuş meyve ve sebzeler dolabı her açtığınızda üzgün üzgün size mi bakıyor? Yalnız değilsiniz.
Yemek yaparken atık üretmeme konusunda ne kadar hassas davranırsak davranalım, çoğu zaman bunu başaramıyoruz. Marketteki ürünler belli porsiyonlarda paketlendiği için, pişireceğimiz yemeğin gerektirdiğinden daha fazla ürünle eve dönmek zorunda kalabiliyoruz. Ayrıca yemeğin ev halkı tarafından beğenilmesi ve sağlıklı olması arasında da bir denge kurmaya çalışıyoruz. Bu sürecin sonunda yenebilir durumdaki gıdaların toprakta, üreticide başlayan yolculuğu çöp kutumuzda son buluyor.
David Evans pek çoğumuzun ortak problemi haline gelen atık meselesini merkeze koyduğu araştırmasının sonuçlarını, çeşitli antropolog ve sosyologların teorileriyle harmanladığı bu kitap aracılığıyla okuyucuya sunuyor. Ayrıca Evans gıdayı gıda olmaktan çıkaran, onu “atmaya hazır” hale getiren sebepleri araştırarak, onları tekrar yenebilir hale getirme ihtimalini inceliyor. 
“Sıfır Atık: Tüketim Kültürü ve Gıda İsrafı” kitabı kapalı kapıları aralıyor, insanların evine ve hayatına müdahil olarak gıdanın fazlalık ve atık olma rotasını eleştirel bir bakışla ortaya koyuyor. Eğer siz de daha az atık oluşturmayı amaçlıyor ama nereden ve nasıl başlayacağınızı bilmiyorsanız, bu kitap tam size göre.                                                                                                                       

Şehirdekiler İçin Sürdürülebilir Yaşam Rehberi – Scot Kellog, Stacy Pettigrew

Dünya günümüzde öyle bir hale geldi ki, nüfusunun yarısından fazlası şehirlerde yaşıyor ya da yaşamak için mücadele veriyor. İnsanlar, mevcut ekonomik modeller yüzünden sürekli artan bir tüketim anlayışının şekillendirdiği hayatlar yaşamaya zorlanıyor. Her yaştan, her çeşit meslek ve erişmeye çabalayarak hayatlarını geçiriyor.

Şehir yaşamı kimimiz için bir tercih, bazılarımız içinse zorunluluk. Ama kesin olan bir şey var ki, toplumun her kesiminden insanın daha iyi bir hayat sürebilmesi, doğal kaynakları çok daha az tüketen, sürdürülebilir, eşitlikçi ve iş birliğine dayanan bir kültüre yönelmemize bağlı. Bunun için toplumun her kesiminden insanın sorumluluk alması gerekiyor. En büyük ve en önemli değişimlerinse halk tabanında gerçekleştirilmesi şart. Ufukta beliren krizlerden bu insanlar sorumlu olmasa da, gerekli değişimlerin boyutu ve derinliği onlara bağlı.

Elinizdeki kitap işte bu noktalara dikkat çekerken, yaşamsal gereksinimlere erişim ve bunların kontrolünü mümkün kılan yetenek, teknoloji ve taktikler hakkında bilgiler veriyor. Gıda, Su, Enerji, Atık Yönetimi ve Toprağın İyileştirilmesi ana başlıkları altında ilerlerken her satırında şunu vurguluyor:
Yaşadığımız yere sahip çıkmak ve nerede olursak olalım hayatı dönüştürmek bizim elimizde.

İçindekiler; • Şehirde Gıda Yetiştirme • Su Biriktirme ve Arıtma • Atık Yönetimi • Şehirde Alternatif Enerji Üretme Yöntemleri • Atıl Toprağı İyileştirmek

Ekoloji Cep Rehberi – Ernest Callenbach

Hepimizin sıklıkla duyup kullanmaya başladığı bazı kelimeler var; “organik ürün” diyoruz ya da “sürdürürülebilir yaşam”, ama ekolojinin temelini oluşturan bu kavramların ne anlama geldiğini tam olarak bilmiyoruz. Elinizdeki kitap işte bu amaçla yazılmış bir rehberdir. EKOLOJİ’de ekosistemden biyoteknolojiye, çevresel adaletten virüslere, ekolojik düşünme biçimiyle ilgili kapsamlı bir sözcük dağarcığı bulacaksınız. Yaşamın “düzenli mekanik ilişkilerden oluşan bir nesneler grubundan ziyade, birbiriyle bağıntılı enerjilerden oluşan belirsiz bir ağ” olduğunu söyleyen yazar Ernest Callenbach, kitabını da benzer bir yaklaşımla okumamızı öneriyor: “EKOLOJİ şöyle bir göz atabileceğiniz, bir kenara veya cebinize koyup daha sonra tekrar başlayabileceğiniz şekilde düzenlenmiştir. Baştan sona doğru okumanıza gerek yoktur; bölümlerin arasında istediğiniz sırayla gezinebilirsiniz. Bu kitap terimler halinde tanımladığı ekolojik dünyaya benzer şekilde ama sözcükler ve fikirlerle oluşturulmuş bir ağdır. Siz de istediğiniz bir noktadan bu ağa dahil olabilirsiniz.” Yaşamın nasıl işlediğini anlamak ve bu sistem içinde sorumlu bir şekilde var olabilmenin yollarını bulmak için… 

Sürdürülebilir Moda – Şölen Kipöz

Sürdürülebilir moda okurlarını dişil bir dünyaya davet ediyor. Üstelik yerel zanaata, çevreye duyarlı, uzun ömürlü ve sürekli olan bir modaya. Sessiz direnişçiler; endüstriyel moda sistemini değil, yavaş moda anlayışını benimsetiyorlar. Konvansiyonel tasarımcının kafası karışıyor.
Ahimsa modası ya da yavaş moda insani ve etik bir geleceği müjdeliyor. Tasarımcı ile kullanıcı arasındaki mesafe kısalıyor. İlişki şeffaflaşıyor ve güvenli oluyor. İdealize edilmiş vücutlar, neon ışıkları altındaki podyumlar yerine günlük, sürdürülebilir ve insani bir moda anlayışı inşa ediliyor. Tasarımcıların hayatı tasarladığı günümüzde, yeni bir perspektif görünür oluyor.
Şölen Kipöz, akademisyen kimliğinin yanında günlük hayattan hiç kopmamış bir tasarımcı. Çeşitli şehirlerde sergilediği yavaş moda örnekleri camiadan büyük övgüler alıyor. Sürdürülebilir Moda kitabı bu yolda yeni bir çerçeve çiziyor ve umut verici bir kapı aralıyor.
Moda dünyasının önemli isimleri Bora Aksu, Duygu Atalay, Gülsüm Baydar, Otto Von Busch, Dilek Himam, Kevin Huw Hilton, Ayşegül Kurtel ve Mine Ovacık yazılarıyla kitabı zenginleştiriyor.

Eşyanın Tabiatı – Mark Miodownik

“Kendimizi uygar saymak hoşumuza gidebilir ancak bize uygarlığı bahşeden, büyük ölçüde malzeme zenginliğimizdir… Biz onları yarattık, onlar da karşılığında bizi bugünkü halimize getirdiler.”
 
Malzemeler dünyasında yaşıyoruz. Etrafımız gündelik tasarım ve mühendislik mucizeleriyle çevrili. Çeliği düşünün: Ağzımıza sokuyor, istenmeyen tüylere karşı kullanıyor, içine biniyoruz. En sadık dostumuz ama nasıl işlediğini bilmiyoruz. Cam neden saydam? Lastiğe esnekliğini veren ne? Ataş neden bükülüyor? Bir malzeme neden göründüğü gibi görünüyor, neden davrandığı gibi davranıyor?
Mark Miodownik bizi malzemelerin iç dünyasına götürüyor. Mucidini idamdan kurtaran porselenden ayakkabılarımızdaki köpüğe, elinizdeki kâğıttan uygarlığımızın günah keçisi betona kadar, yaşamlarımızı şekillendiren bu mucizelerin nasıl doğduğunu, keşiflerinin ardında yatan akılalmaz öyküleri ve tüm bu yolculuğun insan ırkının becerisine, yaratıcılığına dair ne anlattığını ortaya koyuyor.
Eşyanın Tabiatı’nı benzersiz kılan, 20 dilde yayımlanmış bir popüler bilim klasiğine dönüştüren şey Miodownik’in saplantı derecesindeki tutkusu ve bu tutkuyu kelimelerle bize bulaştırma becerisi. Sadece etrafımızdaki nesnelere değil, dünyaya bakışımızı da değiştiriyor.
 

Sürdürülebilir Yaşam Günlüğü-Dilara Koçak

Bu yıl hem kendiniz hem de dünyamız için bir iyilik yapın. Sürdürülebilir Yaşam Günlüğü’yle seçimlerinizi gözden geçirirken, sadece bireysel sağlığınızı değil toprak, hava, deniz ve dünyamızın sağlığını da düşünün.

Bu sebeple 2021 Sürdürülebilir Yaşam Günlüğü’nde hem bedeninizi hem de gezegenimizi besleyecek önerilere yer verdik. Bazı küçük aksamalar hepimizin hayatında var, sakın vazgeçmeyin! Kaldığınız yerden devam edin, hem bireyi hem gezegeni besleyen ve iyi yaşamı öğreten ajandayla bir yıl sonunda bambaşka bir insan olabilirsiniz.

TURMEPA iş birliğiyle hazırladığımız 2021 Sürdürülebilir Yaşam Günlüğü hem size hem de gezegenimize fayda sağlayacak.

İnadına Canlı Kadınlar, Ekoloji ve Hayatta Kalma – Vandana Shiva

Bütün halklar ama en çok kadınlar, dünyanın her yerinde bağımsızlıklarının temelini sarsan ve doğayı bir yaşam kaynağı yerine meta olarak gören politakalara karşı direnmekteler. Vandana Shiva’ya göre bu bir tesadüf değil.

Shiva bu kitabında, kadınların ve doğanın özünü değersizleştirip sömüren düşünce yapılarını apaçık ederken, dişil bir dünya bilgisinin eksikliğini hisseden herkese ellerinden düşüremeyecekleri bir kaynak sunuyor. Sorunları sıralamakla da kalmıyor, öneriyor:

• Küreselleşme yerine yerelleşme ve bölgeselleşme
• Saldırgan tahakküm yerine şiddetsizlik
• Rekabet yerine eşitlik ve karşılıklılık
• Doğanın ve barındırdığı türlerin bütününe saygı
• İnsanların doğanın efendileri olarak değil, parçası olarak kavranması
• Üretimde ve tüketimde biyoçeşitliliğin korunması

İçindekiler;
• Cinsiyetli Gıda Politikası
• Kalkınma,Ekoloji ve Gıdanlar
• Bilim, Doğa ve Toplumsal Cinayet
• Doğada Kadınlar
• Besin Zincirinde Kadınlar
• Toprak Ana: Dişil İlkenin İtibarını İade Etmek

Tohum ve Gıdanın Geleceği Üzerine Manifestolar – Vandana Shiva, Michael Pollan, Carlo Petrini, Prens Charles

Vandana Shiva Carlo Petrini, Prens Charles, Michael Pollan, Jamey Lionette’den makaleler Tohum ve Gıdanın Geleceğine İlişkin Uluslararası Komisyon Tarafından hazırlanmış Manifestolar

‘’Neden tohum özgürlüğüne ihtiyacımız var? Neden tohum özgürlüğü için harekete geçmeliyiz?
Çünkü tohumları köleleştirmeyi amaçlayan çeşitli yasal teknolojik yapılar yürürlüğe girmiş bulunuyor. Eskiden insanların insanları alıp sattığı, onlara kendi mülkleri gibi sahip oldukları kölelik sistemi vardı. Bazı insanlar bunun iğrenç ve gayrimeşru olduğunu düşündüler ve bunun durdurulması için bir hareket örgütlediler. Şimdi bizim yeni bir hareket örgütlemek için, dünya üzerindeki yaşamın tümüyle köleleştirilmesini durdurmak için, geleceğimizin, özgürlüğümüzün tohumları için birlikte eyleme geçmemiz gerekiyor. Beş büyük şirket şimdiden dünya tohum kaynaklarının yüzde 75’ini ele geçirmiş durumda. Herşeyi ele geçirmelerine izin veremeyiz. Tohumlarımızı ve tohumların özgürlüğünü geri almalıyız.’’

Zihin ve İçgörü Kapsamında İklim Değişimi ve Etkileri – Haluk Zülfikar, Sena Tatar

Dünyada iklim değişiminde gelinen son durum, negatif yönlü değişimin üstel bir artışla devam ettiği, etkilerinin küresel çapta ve katlanarak artış gösterdiği yönündedir. Nitekim gelinen noktada, iklim değişimi ile ortaya çıkan sonuçların, başka veya farklı sonuçların da nedeni haline gelmesiyle, iklim değişim etkilerine dair analizlerin giderek komplike hale geldiği, doğrusal tahminlerin işlevlerini yitirdiğini görmekteyiz. Sürdürülebilir büyüme, küresel kalkınma, sağlıklı yaşam, korunan nesiller ve yaşanabilir gelecek gibi global varlık unsurları, “iklim Değişim Yönetimi” olgusunun gereğini gözler önüne seren temel toplumsal hedefler olarak tanımlanabilmektedir. Bazı ifadelerde iklim değişimi ile eş anlamlı olarak küresel ısınma şeklinde de vurgulanan olgu, meselenin artık sadece buzulun üzerinde mahsur kalan “ayı”’nın değil, bizim ve çocuklarımızın en temel varlık meselesi olduğunu göstermektedir. Sağlık, demografi, çevre ve sosyal-psikoloji, adalet gibi birçok alanın yanında, emek verimliliği, büyüme, kalkınma, kentleşme, istihdam, sanayi, enerji, ulaşım, tarım, gıda, hayvancılık, turizm, finans, sigorta ve tüketim gibi başlıklar da düşünüldüğünde, sorunun ne denli geniş bir etki alanında ve katlanarak artacağı daha da netleşmektedir. Zira İstanbul Üniversitesi olarak ülkemizde iklim değişimi ve etkileri üzerine yaptığımız araştırma göstermektedir ki, halkımız yerkürenin en önemli sorununu %40 oranla “iklim değişimi” olarak tanımlıyor; buna karşın dünyanın en önemli sorununu ise yoksulluk/fakirlik ve savaş/ şiddet/terör olarak ifade ediyor. Fark edileceği üzere, halkımız dünyaya ait sorunları, yerküreye ait sorunlardan farklı algılıyor. Dünyayı temel olarak insanların alanı olarak görürken; yerküreyi zihninde, canlı ve cansız tüm varlıkların alanı olarak konumlandırıyor.
 
Halkımız iklim değişimini temel olarak “hava”, “hava olayları” ile tanımlıyor. İklim değişimi denildiğinde akla bir çırpıda sıcaklık-kuraklık-küresel ısınma geliveriyor (%57). Türkiye insanının %84’ü, havaların çok değiştiğini, aşırı sıcaklık, kuraklık, fırtına ve yağışın/sellerin önemli miktarda arttığını söylüyor; bunun da iklim değişikliğinin sonucu olduğuna inanıyor. Nitekim ülkemizdeki her 4 kişiden 3’ü, gelecekten bu belirtilen sebeple ciddi miktarda endişe ediyor. Lâkin, gelecekteki olası sorun türlerine dair yaygın bir bilgi yok. Bu bilgi eksikliği, ne yazık ki, ne tür önlemler alınabileceği konusunda da kendini göstermekte. Her 5 ülke insanımızdan 4’ü çözüm için fedakârlık yapmaya hazır olmasına karşın, bu konuda neler yapması gerektiği konusunda bilgiye ya da yeterli bilgiye sahip değil. Özetle, ülkemizde iklim değişimi ve etkilerinin kontrol altına alınması konusunda ilginin olduğu, lâkin bu ilginin doğru türde ve yeterli miktarda bilgi sahipliğine dönüştürülemediği analiz edilmektedir.